19 Nisan 2014 Cumartesi

Yanlızlıkla konuşmak

Yanlızlık dediğim o dört köşesi kapalı dünyama şimdi küçük bir cam ve karşıma bir sandalye ekledim.Duvarlarımın bir kenarına acemi ressamlığımla delik sobamda aleviyle ısındığım kömürlerden aldım elime kalem yaptım ..

Deryayı çizmeye başladım tahayyülle dimag'ıma getirdiğim kumsalı çizmeye başladım duvarlarıma.Tavana ise hep karanlıkta göremediğm cihanı,açtığım o küçük penceremden çarpan ışıkla görmek için gündüzden geceyi tahayyül'ettiğim yıldızlari ve ayı çizmeyi denedim ama ne yıldız nede ayı cihandaki parçalar nedir bilemediğim bir evreni dökemedim kömür kalemimle tavanıma , dahası siyah duvarlarıma kömür kalemle çizdiğim kumsal bir hayal ve orda hapis kalan bir mahkum sadece. Savurdum attım kömür kalemi elimden. En iyisi konuşmak dedim oturdum kendi sandalyeme.


Başladım karşımda duran boş sandalye ye karşı konuşmaya ,,, bilmediğim,kendimi yanlız hissettiğim bu dünyayı anlattıkça kafam da ağrılar içimde kor ateşlerini hisseder gibi olmaya başladım .Yanağımda bir ıslaklık, bilmediğim bir ıslaklık tı bu sonradan öğrenecek olduğum ilk göz yaşartım dı, gönlünüm taş kalbimin ilk aleviydi bu olanlar.Arada anımsadığm o kuşların hür lüğü , serbestliği , mutlu ve umursuzluğu geçti gözümün önünden oysa ne şapşalmışım ben . Onunda bir dünyası yaşama çabası olduğunu hiç de hatırıma getirmemişim,görmediğim bir dünyada yaşayan kendime mahkum hayatı sürdüren düşünceler içinde olmuş bir gardiyan imişim.Konuştukça bir cevap küçük bir ses bekleyen kulağım yine o sus pus duvarlarda tek başına yanlız kala kalmış .

Bu sefer karşıma koyduğum sandalyeye oturdum.Başladım kendi kendime konuştuğum sorulu cümlelere cevap vermeye,dert ortağı olmaya,kendi kendime öğütler vermeye , hapis hayatın daki düşünceleri o anlık izin vermeye.

Yüz tuttuğum sırt döndüğüm dünyayı yaşar oldum o an yanlış dediğim kaçtığım doğrular ışte onlar la oldum o an .Korktum kalktım misafir sandalyem den oturdum kendi yerime,yüz tuttum , sırt verdim ardımda bıraktım tekrardan hatıra gelen dünyamı . Kilitli tuttuğum kapı artık aralanmıs aklım ise arada anımsar kalmıştı . Kurumuş bir dal iken yeşermeye başlamıştı düşüncelerim.Tek iken,yavaş yavaş küçük bir ordu haline gelen doğru düşünceler başlamıştı içimdeki yanlızlik ile savaşmaya. Kuruyan o göl dibinde oluşan yarıkla birden Su fışkırmasıyla dolup taşması gibiydi kuruyan dalımın kökten yeşermesi.

Gözümde billurlaşan berrak aydınlık oluştu aniden,derunumdaki taş kalbim atmaya siyah duvarlarımIn üzerinde görünmez olan hayallerim gün yüzüne açtığım o küçük camımdan içeriye vuran aydınlık ile gün yüzüne çıktı . Hayallerimde Yoldaş bildiğim o kömür kalemin dili olsada konuşsa diye baktım tebessümle öylece sonrada yüzüme haykıracağı kelimeleri derunum'a getirdim.Aldım tekrar yoldaş dediğim kalemi koydum küçük tahta masamın üzerine,korkarak dışarıdaki gün ışığına karşı açtığım küçük pencereden sonra hayata kapımı açmaya güç toplamaya başladım içimde gelişen doğrular ordusundan yardım almayı düşünsemde yetmedi yanlışları devirecek o güce erişememiş.

Beton bir duvara küçük bir çekiçle ne kadar üstte gelebilirsin , koca bir barajın önüne küçük taşı koymak gibi dir bu önüne gecmekle ne kadar engel koyabilir yenmeye çalışabilirsin ki galibiyet i düşünmek hayal deyil muhaldır bu seviyede.Oturdum tekrar gıcırtı sesleri içinde olan sandalyeme,konuşmak yerine susmayı yeğledim yanlızliğa karşı susmak ile cevap verdim , farklıydı bu sefer küçük de olsa yüzümde oluşan mutlulukla tebessüm le baka durmak.Boşa konuşmak , değerli olan kelimeleri heba etmek istemedim.olgunlaşmamış bir meyva gibiydi çünkü düşüncelerim hep çiçek ken yada meyva olmak için bürünürken koparmıştım dalından kelimelerimi.Bu yüzdendir belkide yanlızlik dünyamda dört duvar arasına gömülüşüm.

Nagehan duyma yetiğini kaybeden kulağıma küçük bir ses ilişti verdiğim sessizlikte. Bu ses hayal ettiğim kuşların sesiydi evet ve martıydı belkide. Evet martı sesiydi bu soluma döndüğümde çizdiğim deniz belirmişti ve martılar o an câna gelmiş sesleniyor,birbirleri ile konuşuyorlardı,duyuyordum artık yanlızliğımda.Gereken ise susmak mis sadece yanlızlikta.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder