2 Nisan 2017 Pazar

Geceye Düşen Notlar

Geceye Düşen Notlar (2)

Saatlere aldırmaksızın okuyordum romanın ilk sayfalarını ve amansız bir geçmişi olan bir yetimin; masum, günahsız ve narin küçük kızın düşkünlüğe bırakılışı aklımı alıyordu. Bir ananın zevkine aldanmasından ve küçüklüğünün içinde atamayıp sıkıştırtığı yaşayamamışlık ve arzunun, kızını kullanması, yıpratması ve sonu bataklığa giden yolda körcesine bırakması.

Anadolu'nun insanlığını unutmuş insanları ve paranın büyüklüğüne kanmış dünya için birer zarardan, aldığı nefesin bile boşuna tükettiği o insanların, karnına sokulmuş çöp ile kurtulmak için çırpınan arı gibi üzerine çöktüğü mazlum aileler ve yetimlerinin umulmaz bir gidişatı olduğuna tanıklık ettikçe, içimde sığmayan öfkenin ve kahrın gözlerime vurduğu şiddetli ağrı ile anlıyorum.Oysa üç gün üst üste okumak isteyip ertelediğim romanın böylesine sakin ve rahat bir geceyi beklemesini şimdi anlıyorum.

Zamanın ne elemli anlar ile, mazlumluğun üzerine çullanan zevk düşkünü insanların hala nefes aldığını düşünmek, toprağın altında masum ama kullanılmış tertemiz canların ve ardında bıraktığı, kaldığı, pişmanlıklar ile, matemler ile ve sonu gelmeyecek süregelen bir devir daim şu hayatın dahada kötüye gideceğini bilmek beni kendimden utandırıyor.

Yaşantımızdaki akla sığmazlıklar, yanlış hükümler, içinde bulunduğum bir hayatın bir sınav olduğu bilip doğru cevapları yazmadığım gibi en basit sorulara cevap veremem ve alay edermişçesine yanlışlıkları içinde dert ve kasvete düşmem günden güne üzerime çöken ağırlığın nedenlerinden olsa gerek ki suskunluğumun ve yorgun düşen gözlerimden çıkarttığım tek sonuç buydu.

Koca bir okyanustu dünya ve içinde bulunan yırtıcı balıkların kurduğu düzende pısırıkça boynu bükük bir tür dük biz ve buna alışmıştık artık normal hiç olmadığı kadar doğaldı. Zaman içinde sindire sindire işlemişti hayatımıza, işlemişlerdi…
Öyleydi ya, yoksa bu duyarsızlığımızın başka nasıl bir açıklaması olabilirdi ki…


04:50 (02.04.2017)





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder