17 Kasım 2020 Salı

Sesler

Sesler


Binlerce ses var etrafta dolanan. Kavga içeren, hüzün, kin; özlem içeren, ağlayan, naralarını ortaya salan sesler , hayattan kopmuş, alelade fısıldayan sesler türemiş. Sen sana en yakın sese odaklanıyorsun. Her insan için kendi yaşadığı duygu haliyle bakar hayata. Sen kendi içinde yaşadığın hissiyatla sarılıyorsan fısıldayan sese ve peşinden gidiyorsun öylece.


İnsanlar; bazı insanlar kendini duyurmaya çalışıyor ve bazıları ise kendini hayattan soyutlamak adına duymak isteyene seslenir olmuş. Sen ise aynı onlar gibi sessizliğinle bağdaşmış ve haykırışların sadece orada hüküm sürer olmuş. Duyulmak istemiyorsun. 


İnsan, insanların arasında kayboluyor. Kargaşalar yolunu şaşırtırcasına samimiyetsizce koşuşturuyor yolumuzda. Dalmak, öylece uzaklara bakmak imkansıza yakın oluyor güneşin aydınlattığı anlarda ya da gecenin güneşi vurduğu meskenlerde.


Geceler ıssızlaşmış ve sessizliğin oluştuğu metrekare senin sesinin duyulmasını sağlıyor.

Yüzleşiyorsun, kızıyorsun, ağlıyorsun, hakaret ediyorsun; hakaret yiyorsun, sitemler, nefretler ve kinler ile yüzleşiyorsun. Orası senin sesinin diyarı oluyor ve sen seninle mücadele ediyorsun. 


İnsan ve insanların farkı gecenin karanlığında sıfata dönüşüyor ve adı hüzün konuyor. Sesler lokomotifi son durağında senin sesini sana getirir. Vagoncu sanki üzerine atarcasına kulağında çınlar sesin. Orada kopar tüm parçaların, zira insan gece sessizliğinde dağılır ve insan yine kendini zifiri karanlığın eşiğinde toplar parçalarını. 



Sesler milyonlarca. İçlerinde bazıları vardır ki yetimlerin ve öksüzlerin çığlıklarını içerir. Her ses kendisini yüceltir ve bu bencilliğin en başlıcasıdır. Ne zamanki her sesi kendi hüznünden üste tutarsan o zaman özgürleşir karanlığın ve metrekarelik dünyan dünyaya açılır. Kendi sessizliğinde kendine kızdığın, dertlendiğin anlara dostlar eklersin ve efkarın kendini parçalaması yerine bir eli tutar karanlığından kurtarırsın. Sadece sana benzeyenler yok bu hayatta. Bu hayatta binlerce vagonu temsil ediyor ve sen en iyi yerlerdesindir. Düşün senden yüzlerce vagon geride kalmışları. İşte sen onları gördüğünde varsın, sen onların ellerinden tuttuğunda insansın, sen geride kalmışların hüznüne ortak olduğunda yaşadığının farkına varırsın. 


Şimdi son lokomotif ve son durak. Sen vagoncuya söyle. Açsın tüm kapıları, duyulsun sesler, sen söyle vagoncuya çalsın havalı kornayı ve uyansın uykuda güle oynaya yaşayan insanlar. Çünkü o uyku insanı kemiren ve neslini kurutan illet bir rüyadır. 


Tüm insanlığa... 

Tüm seslere... 

Gariplere...


İstanbul

Bir kasım akşamı

2020


Uğur Erden

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme