Sözlerim

İşte akşam oldu, gün bitti.
Mevsim kış, aylardan aralık.
İşte bir yıl daha bitiyor.
Son günlerin demlerindeyiz.
Sonra...
Yok sonra.
nedir sonrası?
işte sonrası:
kara bir çarşaf,
ıslak bir toprak,
sessiz ve tedirginlik duygusu altında geçecek olan günler.

Biz kurak toprağı yeşertmek
uğruna emeğimizi koyduk
ortaya. Kimse anlamadı, bir
zamanlar bizimde o kurak
topraktan doğduğumuzu.



Uzun uzun bakışalım bir gün seninle,
Göz göze gelelim, göz bebeklerimiz kucaklaşsın...


İki göz, iki ayrı pencere
Tek dünyan olur bir anda
Mavi bir orada güzeldir
Yıldızlar bir orada belirgindir
Ve geceleri gözlerinde konaklar
Yüzün, eş değer gökyüzüne
Gökyüzü ve yüzün ikiz kardeş


İnceden inceye özlüyorum seni
Günden güne gözlerim, göz bebeklerim büyüyor
İçimde bir sığmazlık çığlıkları kulaklarımı çınlatıyor


Kime sorsan mutlu, mutlu ama sana bana...
Ya kendine, kendine ne kadar mutlu...


Yaşamak zor iştir, dünya için oldukça...
Yaşamak aslında çok güzeldir, asıl güzelliği fark ettiğimizde...




‪Geliyor , taht kuruyor gönlüne , dünyanı yeşillendiriyor ve her anını onunla dolduruyorsun , sonunda ne oluyor biliyor musun? gidiyor ve o dünyada boşluğa düşüyorsun.‬



  • Tamlansak, bir eksik bir fazla düşünmeden, bir olsak her eksikliğe rağmen...



Aşk;
Ait olduğunu bilmektir.



Oda sessiz, cidden... Ve sessizliğim ile oturuyorum baş başa... Sessizliğim nasılsın bu gece diye sorduğumda küs gözler ile bakar gözlerime



  • Gönlüme düşeli yeşermiş rengarenk bağ bahçeyim.



Gün yine batıyor, elvedası yansıyor sevda tepelerine,
Bir ılık esinti yüzüme çarpıyor, sevdiğimin merhabası niyetinde.
Bir feryat koparıyor gönlüm, inliyor dağ tepeler,
İnceden inceden çiseliyor ardından gözlerim.


Gün batımını izler Galata’dan iki sevgili
Süleymaniye’den süzülür ışık perdesi
Kızıllığı süsü olur Fatih'in,
Ve Sevgilinin gönüllerinde huzur olur sarıp sarmalayan


Surları boylu boyuna uzanır Sarayburnu'ndan Topkapı'ya
Eyüp’e iner özlemi, sokakları hasret konağıdır
Gülhane’ye uğrar aşk; yarım iki sevda kapısı
Balat’ın sahili gül kokar, her buluştuğunda sevgili



Galata ile kız kulesinin hasretini barındırır İstanbul
Ve Eminönü'ne bağlanır hasret köprüsü
Tahtakale bir özlemin göz göze gelmesidir
Sırda yatan aşkın bilmecesi gibidir



Küçük köye bağlanır geceleri yüreğim
Kırmızı örtüye sarılı bir dünya canlanır gözümde
Ay'ın eteğine dizili yıldızlara salıncağım olur sevdam
Sallanırım gönlüne en yakın olduğum saatlerde



Çiçeği burnunda bir selvi
Dağın yamacında hayata tutunur
Dibinde sevdalar sırlara karışır
Gönüller demlenir , yudumlanır, tadılır




Yaşamak,
Ne kadar anlayabiliyorsak tadına o kadar varabiliyoruz demektir.
Dünü bugüne taşımak ile,
Ders alıp hatayı tekrarlamamak arasındaki farkı anlamak kadardır yaşamak.
Ve nasıl geldiğini sonrasında nasıl gideceğine bilerek adım atmaktır.
İşin özü anlayabildiğin kadar yaşıyorsundur...




  • Gün gelecek bugünlerimizin paylaşımdan tasarruf ettiklerimizi hoyratça kullanacağız...




Biraz yorgunum, biraz üzgün ve biraz garip. Her şeyden biraz var bende.
Bir senden coşkun nehirler gibiyim, bir senden sağanak yağmurların toprağa özlemi gibiyim.




Öyle bir bakışın vardı ki bana
Dünyamı gözlerinde yaşardım o an
Bu hayatın tadını hissederdim
Özleminin meyvesini gözlerinden tadardım


Günlerin tadı hiç bu denli yaşanmıyordu
İstanbul eskiden bu kadar güzel gelmezdi gözüme
Ağaçların dallarını sallayışına tanık olmazdım böylesine
Ve denizlerin dalgası hiç bu kadar derinden gelmezdi gönlüme
Gönlüme demir atmış mutluluğun efsunundayım


Adı konmamış halin hazin duygusunda içerliyorum
Müstahak mıdır yüreğime bu sevda bilmiyorum
Ne amansız bir gönül ağrısı dayanamıyorum
Benliğimi çalan aşk kokusu seni arıyorum



Sevdan bağrımda bir hançer yarası bıraktı,
Hasretin, hüsrana kapıları açtı.
Yâr! Sensizlik tek hücreli bir zindanda mahkum hayatı yaşattı...



Gün akşamına bağlar, gün geçti sayarız
Ömürden bir yaprak düşer farkında değiliz
Elden giden zamanı hiç mi hiç fark etmeyiz
Toz pembe dünya meşgalesinde aldanıp gideriz.


Ya kahvenin 40 yıllık hatırı ,
Elinden hep kahve içsem hatırın tüm dünyaya yeter;
Çetin savaşlara barış olur,
Güç anlaşmalara uzlaşma olur,
Umulmaz kazalara engel olur,
Umarsız hastalıklara deva olur,
Vuslatı imkansız aşklara bağ olur,
Dünya hiç olmadığından daha güzel olur.


Kim bilir isimsiz bir sokakta yine karşı karşıya geliriz seninle
Bizim isimsizliğimize haykırır duvarlar, sokak lambası yüzümüze vurur.



Bile bile bu yükü neden taşır canımız
Ne diye kanar gönüllerimiz
Göremediklerimiz hiç mi içimizi tırmalamaz
Bak! Bak! Gör artık! Diye haykırmaz...



Bu gece bir başka, içten, dostane, kardeşçe
Ve sen çocuk, aç pencereni güzel günlere
Gökteki yıldızlara selam ver, gönlünde giz sevdana merhaba de
Bu alemde bir sen, bir sevdan Nakşibendi eyle



  • Gönlümü şenlendiren Servi revanım, hasretim gölgene vuran güzelliğine...




  • Geçmişi de koydum kenara geleceği de. Bugün de yaşasak seninle ve hep bugünlerde kalsak birlikte...


Umutla gözlerine bakmak tahayyülümde olası bir yaşamdan daha ziyade.
Uykunun yarısında uyanmak gibi seni sevmek; sersemce, delice ve tuhafça bir gariplikle...



  • Her gönüle bir yara düşüyor bu hayatta. Sonra iflah olmayan bir sevgiyle dolanıyorsun adeta...


“Şimdi akşam burada, ya sen hangi gündüzlerdesin?
Ben kasımpatı gibi dökülürken, ya sen hangi dağın yamacında tutunmaktasın?
Ve bir tutan vardır herkesi, tutunmaya çalıştıklarından ziyade.”

Yeterince ziyan olmadık mı bu yolda?
Hadi gidelim çay içelim, çocuk gibi parklara koşalım.
Çıkalım bir dağın yamacına uzanalım çimenlerin üzerine.
Başka türlü geçmez bu hayat...



  • Her kış bir ayrılık oldu bizim için sevgilim. Baharlar ise barışmamız içindir. Çok geç kalma bekleyeceğim...


Sen, gönlümün sevda Nakşibendi...
Şimdi kahveni yudumluyorsun, Kim bilir neler düşünüyorsundur. Neler yaşıyorsundur gönlünde. Kim bilir nasıl seviyorsun onu... Sevmek ucu açık ölüm gibi. Gönlünden öpüyorum seni...



  • Huzur çok muazzam bir his. Ne şiir ne söz dizesi. Huzur açıklanması zor. Bazen bir çift gözde, bazen ise küçük bir pencerede saklı.



  • Vefa denir, yangını tüten yürekten Çığlıklar kopar en derinden Sert rüzgarlar eser Gönül’den Aşkın derdiyle yananlardan




  • Sıkıcı... Çok sıkıcı... İnsanlar, evler sanki bir doğa karşıtı. Sanki tüm tarihe nispet eder gibi...



  • Huzur.. Bir bardak çayda saklı. Huzur yanan sobanın çıtırtılarında ve yanındaki mindere uzanmanda saklı. Huzur toprağın kokusunda, gecenin sesinde saklı.




  • Zaman geçtikçe ve tanıdıkça uzaklaşıyorum insanlardan. Samimiyet sen neredesin, çık karşıma şaşırt beni...


Çok uzun zaman oldu coşmayalı seninle
Bir bir gönül duvarlarıma çizik atar oldum
Her bir güne binlerce çizgi
Binler çizgide, yüzbinler hüzün gizli



  • Günaydın sürmelim, günaydın baharın taze çiçeği, günaydın papatyaların kraliçesi...


Oysa seninle şimdi çay içmek vardı...
Yüz anatomini bilirim ben senin. Saklı olanlara bin sitem ettiğim...


İlk gün ki gibi hâlâ seni,
Bir seni hâlâ her halinle,
Bir seni hâlâ tüm arzumla,
Bir seni hâlâ karşılık beklemeksizin sevdamla...
Seviyorum işte o kadar...


Sen beni seviyorsun beklediğin kapı arkasında,
Ben seni seviyorum bilmediğim bir şehirde
Ve sana selam gönderiyorum kuşlardan...
Hasretimi ve sevdanın başlayan yangınını...
Nisan 2017




  • Günün doğumu gibi gözlerin...




  • Sensiz kimsesiz şehirde yaşar gibiyim Güneş kayıp, ay karanlık, kara gecelerdeyim Saat kaç, sen varken kaçtı, şimdi kaç? Zamansız bir dönemeçteyim



Kuruyorum evet. Kuru kuru sözlerimden ibaretken nerede kaldı ilkbahar? Küs mü hala? Nerede şakıyan bülbüller? Ağustos böcekleri de mi gitti? Ya gece uluyan baykuşlar, ışık böcekleri, tahta kurtları neredeler? Ya hu nerede tahta evlerin camın altlarına yapılmış küçük bahçeler? Yoklar...



  • Bu dünya anca ikimize yeter sevgili. Hadi durma koşalım sahile ve bağıralım. Haykırmakta bir eylemdir, bir bütündür Gönül dilinde...




  • Çayın yanına iyi giderdin bil istedim.




Satır satır seni yazdım gönlüme
Bir cümleye başlasam, ardında dalarım gözlerinde
Tek satırda binler özlemin yatar inceden inceye


Ya kahvenin 40 yıllık hatırı ,
Elinden hep kahve içsem hatırın tüm dünyaya yeter;
Çetin savaşlara barış olur,
Güç anlaşmalara uzlaşma olur,
Umulmaz kazalara engel olur,
Umarsız hastalıklara deva olur,
Vuslatı imkansız aşklara bağ olur,
Dünya hiç olmadığından daha güzel olur.



  • Kim bilir isimsiz bir sokakta yine karşı karşıya geliriz seninle. Bizim isimsizliğimize haykırır duvarlar, sokak lambası yüzümüze vurur.




Seni gördüğüm gün bir tuhaf olmuştum, sonrasında hep bir tuhafım...
Sen benim bitmek bilmez tuhaflığımsın...


Odama vuran güneşin merhaba ben geldim deyişi gibiydin
Her sabah seninle uyanırdım bunu bilemezdin
Akşamında ay kendini gösterir bir köşede dururdu, izlerdim
Sen vardın orada, her yerde sen vardın bilemezdin...


Ve şimdi doğan güneşe selam duruyorum
Bir gün öğreneceksin, güneşim sen olduğunu,
Ne olur geç olmasın, üzülmeni istemem.


Sen gülünce güller açar penceremde...


Gerisi İyilik Sağlık...


Çok uzaklara bakıyorum, çok derin düşüncelerin içinde seyrediyorum. Bir ufuk ışığı parıldıyor görüyorum. Güzergahında ki bin bir güzelliğe şahit oluyorum. Yâr yolunda maşuklar diyarına gidiyorum...



Ve sönüyordu tüm umutlar, çıkmaz sokaklar karşısında...


Özlemine öyle bir alıştım ki, vuslatına nasıl dayanacak yüreğim? Dağlar, taşlar gibi yıkılmadan nasıl duracak bedenim? Aklımı yitirmemek için nasıl sakin kalabilecek yüreğim? En güzeli de gözlerim gözlerine eriştiğinde dünyama tanık olduğumda ayaklarımı nasıl yer yüzünde durdurabileceğim?

Sen vuslatından korktuğum ömürlüğüm, sen her şeyim.



#şiirgözlümçıktı #şiirgözlümkitabı #şiirgözlüm


İşin ilginci ne biliyor musunuz?
İçinde bulunduğumuz şu hayatın değeri o an ki durumdan uzaklaştığımızda anlıyoruz.



Sen gülünce gökyüzü de gülüyor,
Çiçekler yapraklarını açıyor
Bülbüller senin adını şakıyor
Ağaçlar gülüşünle sallanıyor
Bir serinlik geliyor ki yüreğime,
Sabah yelinin içtenliğini yaşatıyor.


Söylenmeyen her bir söz gönlümüzün duvarlarına çakılmış bir çivi gibidir.
Zaman geçtikçe pas tutan bir sevda sözcüğü yıpratır yüreği...


Günler vardı ve günlerdeki anlam vardı...
Zaman vardı , değerini bir an da doruklara sevinç çığlıkları ile çıkaran...
Sevda vardı, karşılıksız ve umarsızca yanan...


Ne zaman gözlerine baka kalsam cennet bahçesinde buluyorum kendimi
Parmaklıklar ardında ki yurdum
Kırık dökük hayallerimle dolu
Dört duvar arasında malikanem
Yalnızlığım çizik çizik


Bu kargaşanın arasında bir sen, bir ben; dünyanın koca evrende tek olması kadar muazzam bir duygu.



Senin aklıma düşüşün dünyamın 10 şiddetinde depremine eş değer


"Ve son gelecek yumacağım bu safsatalı dünyaya gözlerimi,
İşte o gün benim de değerim anlaşılacak..."

Ve şimdi sevgilim, okunmayacak tüm şiirlerim senin eserindir...


Kırılmadım evet sadece incindim. Ben bir inciyim, inci inci parıldar ciğerim...


İnceden inceye özlüyorum seni
Günden güne gözlerim göz bebeklerim büyüyor
İçimde bir sığmazlık çığlıkları kulaklarımı çınlatıyor
#şiirgözlüm #uğurerden


Hani insanın özlemle beklediği en güzel bekleyişi olur, saf mutluluğa yelken açar hani,
ufkuna güvenle bakar ya, işte hepsi sevdamda saklı, sende saklı...



Nereye baksam sen,
Senden ayrı bir şey düşünsem,
Beynimde bir deprem gelişir.
Fay hattı kalbime erişir.
Sarsıntı tüm vücudumu sarar...


Nasıl desem yeni açmış papatya gibisin,
koklamaya kıyamadığım, bakarak bile bir ömür geçirebileceğim.


Bir şeyler eksik
Aslında tek şey eksi
Ve,
Onunla birlikte her şey eksik.
Sen eksiksin,
Senin beraberinde,
Her şey eksik...


Bir sabah daha oldu, sensiz geçen bir günün ardına, merhaba dediğim bir sabah daha...


Kurumuş ceviz dalının kırılganlığını bilmek bir ifade doğurmaz.
Bilmek iyinin kötüsü, kötünün iyisidir.
Bilmek kusurun öncüsü
Garkın sebebi
Sonun başlangıcı gibi.
Kurumuş bir ceviz dalı, ömrünün sonudur...


Galata ile kız kulesinin hasretini barındırır İstanbul
Ve Eminönü'ne bağlanır hasret köprüsü
Tahtakale bir özlemin göz göze gelmesidir
Sırda yatan aşkın bilmecesi


Surları boylu boyuna uzanır Sarayburnu'ndan Topkapı'ya
Eyüp'e iner özlemi, sokakları hasret konağı
Gülhane'ye uğrar aşk; yarım iki sevda kapısı
Balat'ın sahili gül kokar, her buluşmasında aşk

Susuz kalmak gibi ruhun sevgi beslememesi. Ruhsuz insanları düşünüyorum da şeytandan vasıfsızlar.

Gelip geçmeyen ne kaldı ki şu hayatta. İşte bizde geçip gidiyoruz öylece.

İyiydik ve çok güzel kaybettik...

Ne günlerimiz var değil mi, ölümü unutup dünya derdiyle yanıp tutuştuğumuz...

Dünya şerefsizlik ile boğuluyor ve hep kahpeler hüküm sürüyor...

Hayatla istihza ediyoruz kandırmacasında yaşıyoruz ama asıl alay edenin hayat olduğunun farkında olamıyoruz…

EYVALLAH TÜM OLANLARA ŞİİRİMDEN Ah zaman, ne desem ki sana? Sana da eyvallah...

Ve sen çocuk, aç pencereni güzel günlere...

Öylesi yalın ve sade, içten ve derin bir tutku ile kulağına fısıldamak isterdim. Seni seven gönül dağarcığımın kalbisin diye...

Bu hayatta yaşadığım ruh halinin tek sahibi olmadığıma seviniyorum. Ben gibilerini görmenin sevincini yaşamak kadar fakir bir edebiyatım var şimdi...

Adı maviydi, soyadı huzur... #uğurerdensözleri

Hayat hep bir çıkardan ibarettir.

Hepiniz kötüsünüz, o içten ve temiz kalbiniz görünmeyecek kadar derinlere gömülmüş.



Hayat öfke ile sabır arasında bir çizgi. Bir yanı masmavi berrak bir aydınlık, bir yanı karanlık ve yıkım dolu bataklık.
U.E

Sevmek kadar güzel bir erdem yok bu hayatta, lakin bir insanı sevmek kadar da mahcup ve hüzünden de başka bir şey yoktur gönül dünyasında. Seviyorsan bırak söyleme, zira sevenin hükmü terki diyardır yârin gönlünde.

Kara kara insanlar, yüzü gözü katrana boyanmışlar. Yara bere insanlar, derdin kederin içinde boğulurlar. Kahkahası derin insanlar, içlerinde kana kana ağlarlar...



Uyumak zihnin bulantısına en iyi gelen eylemdir. Peki ya sonsuz uyku? Ona ermek isterim.


Çiçeği burnunda bir selvi
Dağın yamacında hayata tutunur
Dibinde sevdalar sırlara karışır
Gönüller demlenir , yudumlanır, tadılır


Bir gülüşüne tüm dertlerim bayram eder, düşünsene bir ömür neler olacağını...
Ah selvi boylum...



İnsanlar çoğaldıkça çevremde, bir o kadar daha yalnızlığım arttı.
Güzel bir cümle duysam yahut bir el uzansa,
Çekinir geri adım atar oldum.
Öyle ya, çıkarsız bir merhaba kaldı mı şu koca dünya hayatında...


Bu gece çığ gibi indi yüreğime,
sisli bir havanın arda kalanı gibi kalakaldım...


Üzerini karaladığım her cümlemde,
Sen varsın.
Senden arta kalan acıların üzerine çektiğim her çizgi,
Yüreğimi liğme liğme parçalamaya eş değer.


İpin iki ayrı ucundayız seninle,
ortada bir makas ha kesti ha kesecek,
yollarımız ayrı düşecek de ölecek gibiyiz seninle...


Zaman ile sevmenin anlamı ağırlaşıyor,
çocukluk aşklarımızın ki bu boş gönüllerin
sadece şehvetinin oyunu ile alet olduklarından başka
dolu ve yangının en kor haline gelenler sevmenin ne olduğunun farkına varıyorlar...


Çayı sevme nedenim sen
Huzura ilk adımım sen
Sevdanın kollarına ilk adımım sen
Terk edip gidilenim yine sen


İnsan karşılaşıyor geçmişiyle ummadığı yerde, ummadığı bir zamanda...


Bir gün batımından gün doğumuna kadar olan zaman gibi kısa idi ve günün ilk ışıklarının vurduğu duvara çengel ile astım bu sevdayı...


Şiirler vardı gönlümüzün pınarlarını kaynatan
Ve şiirler vardı aşkın can bulup ayaklandığını anımsatan
Ve şiirler vardı özgürce sevdiğimizin gönlüne çılgınca konuşmamızı sağlayan
Ve şiirler vardı dostluğu, kardeşliği; hakkı,hukuku gönlümüze aktaran...
#şiirgözlüm #uğurerden


Seni düşünmediğim anlarda kendime küser oldum...


Ne söylesem cümlelerimin boynu bükük kalıyor karşında...


Bir gün Anadolu hisarında yudumlarız çayımızı,
Bir başka gün komşuluk eden Rumeli hisarının misafiri oluruz...
Bir şey var ki, ben senin kalıcı misafirin oldum...


Çıldırmamak; akan bir nehrin tersine dönmesi kadar imkansız, kana susamış bir aslanın avından vazgeçmesi kadar muazzam bir şeydir...



Adını koyamadığım ve koymaya korktuğum ıstıraplı bir durumla baş başayım...



Yandım sanırsın bir bakmışsın daha çiğsindir, ateş tutmaz yüreğin.



Geceleri ay ışığım olup önümü aydınlatan
Gündüzleri güneşim olup yüreğimi ısıtan
Gittiğin günden beri kandiller yakar ararım seni


Bir şeyler oluyor
Fark ediyorum günden güne
Yaşlanıyorum sanki gençleşircesine
Sessizliğime boğuluyorum
Sessizliğine boğuluyor bu dünya


Sessizlik alıp götürdü buralardan beni
Uzaklıkta yok yakınlıkta
Bir Araf var adını koyamadığım
Bir de sen varsın Yonca çiçeğim
-Şiir Gözlüm


Konuşmanın özlemi yatara dilimde
Bir söz bulsam söylerken düğümlenir dilime
Öyle bir değer kaybediyor ki
Susup kalıyorum olduğum yerde
( #şiirgözlümkitabından )


Gel cân içim,
Gel cân özüm,
Gel câncağızım,
Gel gönlümde yaşattığım gönül parem,
Beni ben yapan mutluluğum..


Seni hâlâ seviyorum, su gibi saf ve temiz...


Ne güzel bir bayram sabahı, kimimiz için vuslat mutluluğu , kimimiz için hüzün dolu bir ifade


Dünya için çektiğimiz her bir gamm ve keder beyhude zamanın, beyhude duygularından başkası değil...


Ne güzel bir bayram sabahı
Kimimiz için vuslat mutluluğu
Kimimiz için hüzün dolu bir ifade
( #şiirgözlüm Kitabından )


Uçsuz bucaksız denizlere baktık seninle
Mavinin aşkına kucak açtık birlikte
Sen maviye hasret, ben sana
Dün dünde kaldı, ben sende, sen dedim yine sen...


Nasıl desem yeni açmış papatya gibisin, koklamaya kıyamadığım, bakarak bile bir ömür geçirebileceğim.


Hani insanın özlemle en güzel bekleyişi olur, saf mutluluğa yelken açar hani, ufkuna güvenle bakar ya, işte hepsi sevdamda saklı, sende saklı...


Kasvet sen neyin nesisin?
Kimden kalma esersin.?
Sessizliğin içindeki haykırışların kime?
Kimin için göklerdesin?



Ne zaman binsem vapura, karşı kıtaya geçişimde
Buram buram sen kokuyor bu hava
Bir sevinç vuruyor gönül sahilime
Gönlümde sevdan zincirlerini koparıyor



Biliyor musun?
Yarım kalan şiirlerime benziyorsun,
Bir türlü tamamlayamadığım mısralarıma,
Sonuna hep virgül ile devam ediğim cümlelerime,
Yazdıkça yazasım geldiği şiirlerime benziyorsun...


Sevmek her anını onunla geçirebilmek istemek değildir, hiç bir anın onsuz olmamasını istemektir


Değer bilmediğimiz Zaman, bir gün başımızın ağrılarına sebep olacak...



Bir sabah daha oldu, sensiz geçen bir günün ardına, merhaba dediğim bir sabah

Yüreğimizin derdini paylaştığımız en samimi dosttur şiirler.
Şiirler duygumuzun delilidir.
Yüreğimizin sesidir.

Ufkum karanlık...
Dört duvar arasında yazıyorum.
Dumanlı gözlerim,
Yorgun yüreğim,
Sen şimdi Sus...

Savaşalım...
Çevremize bir faydamız, geleceğe bir aydınlık olacak.
Cihadımız bu yönde olsun.


Gülüşler masum bir sıfat ile yok oldu, dil silah, söz mermi olarak kaldı...

Sorsan herkes iyi, herkes sütten çıkmış ak kaşık, oysa herkes bir bataklıkda, dünya toz pembe...


Hayat gün geçtikçe karmakarışık bir hal almaya başladı, doğruyu yanlışa çeviren şu zamanda hakkı savunmak, ispatlamak bir hayli güç oldu.

İpin iki ayrı ucundayız seninle, ortada bir makas ha kesti ha kesecek, yollarımız ayrı düşecek gibi bekliyoruz...


Günler vuslatının özlemine dayalı, gönlüm arada sıkışıyor, üryan gibi kaldım verdiğimiz sessizlikte...


Sevdiğinden ne kadar uzak yaşarsan yaşa ve kendini ondan ne kadar uzak tutsanda, en mutlu ya da üzgün anında ilk ona sarılmak istersin...

Gönlümde adı geçen sevdam, yoluma yoldaş saydığım cânım, cânanım, uzun ve meşakkatli bir yolculuktur bu, sonunda ki bizim mutluluğumuzdur.


Geçip gittiğimiz bu zaman içinde
Aklımızdaki düşüncenin yoksunuyuz
Yaşadığımız bu hayatı
Çocuklarımıza bırakacağımızın farkında değiliz.

Acaplamayacaksın kimseyi,
Çünkü, gün gelecek acapladıkların içinde kendini bulacaksın.


Gönlün nasılsa öylesi çıkar karşına, suç bulmadan kendine sormalısın, yaptığım doğrumu diye...



Zamanın kırbacını kendi kendimizi vurur olmuşuz.


Sevdan bağrımda bir hançer yarası bıraktı,
Hasretin, hüsrana kapıları açtı,
Yâr! Sensizlik tek hücreli bir zindanda mahkûm hayatı yaşattı...



Anlıyorum ki sevda bahçesine karlar yağmış, bir sevdanın ayrılık şarkısı söylenmeye başlamış ve karşılıklı içilen çay soğumaya terkedilmiş...



Ak pak bir dünyamı sanırsın, yürekler kömür karasına bulanmış iken.
Dünya karadır, inanmazsan geceleri var, hem de öyle karadır ki kaybolursun.


Cebimdeki bozukluklar gibi harcadığım zamanımı fark ettiğim de aradan yıllar geçmiş,
Her geçen yıl kırbaç gibi sırtıma iniyor,
Nakış nakış işleniyor yüreğime acısı...

Hayat çok garip dostlar ve bu garipliğin tek sorunluları da biziz. Ya umarsız olacağız kafamız dik ya da umarsızca baş eğik seçme hakkı bizim...




"Ben" kimliğinden kendimizi bir Azad edebilsek, yerine de tüm insanlığı koyabilsek belki de çok güzel bir hayatı yaşıyor olacaktık.




Şansını kendin belirlersin, ya şansı hiç tanımayan birisi, bilmediği bir şeyin hazırlığını nasıl yapabilir...



Doğrular; savunurken boşluğa düşüyorsun, doğru için doğrulaşmışlık ile savaşıyorsun, en zorudur doğru için yanlış olunmuşluğun...



Geldik ve gidiyoruz, defterimiz kabarık, mahkeme ağır, sorulmayacak kazançlar hak baş kaldıracak çünkü en çok onun vebaline ortak olunuyor.



Sevgi beyitlerini nesilden nesille aktarılması gerekiyor ki gönüller kör olma yolunda ilerliyor...



Değişiyorum,
Beynimde bir düşmanlık
Ehlileşiyor gibi olsam da
Kırbaç yemiş bir atın hırçınlığı var üzerimde


Yıllar geçti, geçen yıllarda kaldım Sorun şimdi güzel olanların bile yapmacıklığı ile mi kalayım.


Artık hiçbir şey eskisi gibi değildi, sonbahar yerini kışa devretti; mavimsi gök kara bulutlar ile çevrildi, bir sevda sözcüğü daha yutkunuldu.



İnsanın kırgınlığı da, kızgınlığı da bir sevdiklerinedir, çünkü sevdiklerinden başka bağırıp çağırabileceği kimse yoktur.



Buram buram gül kokusu, huzurun bahçesi sanırım geçtiğimiz sokakları, seninle güzel olan her şey gibi yokluğunu da severim...



Hafiften dalgalı mavi denizin gönlüne dokunan kemanın sesi, martıların o senfoniye eşliği, hasretin bir yakadan bir yakaya gönülden gidişi...



Yürek ısıtan sabah yeli vardır hani, adeta bir huzur vericidir sabahın ilk saatleri, işte öyle bir şeydi seni düşünmek...



Sevgi, öyle iki sözden ibaret değildi, açılan bir gönül kapısı idi, hırçın dalgaların çarptığı bir liman ve hiçbir zaman nefret beslemeyendi.



Seni düşünmek bile güzeldi ve tüm güzellikler bir bir geride kalmaya devam etti.


Kelimeler ile anlatması zordu, yaşamakta bir yere kadardı. Dil susup gönül konuşacağı zaman ise karlar yağdı gül bahçesine...


Neden güzel olan her bir şeyi kaybolmaya yüz tutarken yakalıyoruz, bu geri kalmışlık ya da üzerine örtü olup saklayan bu şey nedir?


Ben demeyeceksin; bir ben, sen yoksundur bu alem de asla derdini mübalağaya vurmayacaksın, ne dertler var dermanı bir Allah'tandır...


Açıklama gereksinimi duyan bir insanı asla hafife alma ya önemsediğindendir ya da haksızlığa tahammülü olmayandır...


İyi gününde seninle iyi olup kötü gününde görmeden geçenler, onlarda insandır, düşünmeyelim gereksiz yere.


Bir boşluk kendi içimde; kendimi kendimle tamamlasam, yine boş kalır bir yanı. Tamamlanmak; şu hayatın en zor yaşamı...


Kendini gösterme olayı; her gün bir fotoğrafta ihtişamlı cicili elbiseler, renkli yüzler, nerede kaldı ak pak görünüş, odamı tarih oldu.


Canım, dillerde sıradan bir kelime oldu oysa canım dendiğinde; yürek coşardı, dil şaşardı, gönülden gönülle köprünün basamakları idi ...

Cam kırıklıklarının üzerinde yürümek gibi ama acıdan ziyade acıyı istemek gibi karşılıksız sevgi.




Bir dalın olmalı, yüreğinin derininde, içe dönük dostluğunun beraberinde...



Gezdirir durur olmuşum, bağrıma bağlı kızgın taşı, ağır gelir, gün geçtikçe bastırır yüreğimi




Cebimizin zenginliği için gönlümüzün fakirleştiğini unuttuk ve aklımıza bile gelmiyor artık.



Bakmak; uçsuz bucaksız evrenlere
Görmek, uçsuz bucaksız evrenleri
Ey ay, eteğine yayılmış yıldızlar
Karanlığıma aydınlık olun, göremiyorum...


Bir suskunluğa çekilme vakti;
Vakit tevekkül vakti,
Vakit sükut vakti ...

Bir şeyler eksilmekte şu hayatta
Mesela insanlık eksilmekte
Dostluk azalmakta
Kardeşlik bitmekte

Vefakarlık, o ne güzel bir mertebedir
Hani önemsemediğimiz o canlar var ya
Köpekler, kediler , kuşlar
Biz insanlardan daha da vefakarlar

Zordu şu hayatın falanları filanları, şimdi gözler uykuya dalsa da yarın devam edecekti gelecek akşamına değin.



Sessizlik
Alışılagelen
Bir durum benim için

Sessizlik
Bir sırdaş
Dert taş
Yoldaş
Dostanedir

Kendini bulmak için
Tevekküle en yakınındır

Sonbahar, hüzün ve saf mutluluğun kapısı idi, ardı sıra gelirdi figanı ve firakı.


İyi biliriz yalnızlığı
Yalnızlıkta bulduk kendimizi
Türkü misali her gün söyler
Şiirler yazarız birlikte
Yalnızlık sesimizdir yüreğimizde

Direncin kırılır, duvarlarını örersin, sevda yolundan ayrıldığından bu yana seneler geçmiştir ama bir bakarsın yeni bir baharda çiçekler açmış


Sevda yeli eserken hazırla bavulunu, yolculuk vakti uzak diyarlara, bir ova yüksek, ilerisinde hırçın deniz, yamacında papatyalar.


Fedakârlık yapılmadan yola çıkılmaz, sadakatle boyun eğmeden sevginin temeli atılmaz.


Her şey güzeldi, gülistanlık bir bahçede çocuk sevinci yaşıyorduk, nasıl oldu da büyüdük ve ayrılık kapıları açıldı, zemheri aylar ansız çattı.


Gönül gözü ile sevda yollarına çıkıp, sonrasında edep ile yürümektir aşk.


Sevmek, tek can olmak değil; iki canı bir anda yaşayabilmek, halden söylenmeden anlamak , bakışlar ile konuşabilmekte yatar.


Aşk kuru sözler ile meydana gelmez
Özlemler çekilir, hüzünler yaşanır
Kafanın içinde sesler boğuşur
Uyku vakitlerin şaşar

İster sus ister konuş
İster gül ister ağla
İster bu hayatı geçici hevesler le
İstersen de sonunu bilerek yaşa
İstemesen de son gelecek unutma

Bak geceler yine kara, kapkara
Ne yıldızlar var
Nede o koca gökyüzü nü aydınlatan ay
Bak şimdi yüreğim durgun, dilim ise sükut içinde

Yürek yangınlarına ansızın bir ferahlık gelir, hayata gözlerini açar, yaşamanın tadını tekrar alır, gecenin hayrı ve bereketi üzerimize olsun.


Öyle iki kuru söz;
Akşamın kuru soğu gibi keskin,
Gece gibi karanlık,
Yorgunluğu ile kırılan gönül gibi ...
Öyle iki kuru söz.



Sevmek, tek can olmak değil; iki canı bir anda yaşayabilmek, halden söylenmeden anlamak, bakışlar ile konuşabilmekte yatar.

Öyle içten söylüyor ki, içim içimi yiyor her kelimesi, ateşe damla damla su döker gibi cız ediyor yüreğim.

Bayramı bekleyen çocuklar gibi şendik şimdi ise ne bir bayram ne de o şenlikten eser kalmadı.

Sabahın akşamı gibi akşamında sabahı var ama uykuda gün gelecek hep gece kalacak.

Sonbahar, hüzün ve saf mutluluğun kapısı idi, ardı sıra gelirdi figanı ve firakı.

Değişmeyen ne kaldı şu hayatta, bir tane gösterin özünde kalanı, saf halini.

Gönül galeyana geldi, gitmelerdi yakan bağrı, acı olan da kalan safındaki daim yeri. Gün gelecek devran bitecek o zaman gitmek bize de düşecek.

Geceler, gözlerime iniyor, ay ışığım kayboluyor, ben kayboluyorum, Geceler, yoluma karanlığını düşürme.

Muhabbet, dil ile olur, lisan yeter mi muhabbetin mertebelerinde Gönül gerekir, sessizlikte konuşabilmek için, muhabbetin saf hali için.

En zoru da nedir biliyor musun, sensiz olamıyorum denilip sonrasında zerre kadar ilgilendirmiyorsun kelamıdır.

Sonra bir günü devirdik yeni bir güne adımımızı attık, bu yüzden geceler önemlidir, ne diyor Bülent Ersoy “sırdaşım oldu geceler"

Hangi sözümü gün yüzüne çıkarsam ve sana fısıldasam tıkanıp kalıyorum ya duymuyorsun ya da umarsızca kulak verip geçiyorsun.

Beyaz lambam yanıyor o bile bir devrime uğradı ne güzeldi gün ışığı akkor flamalı ampulüm, modern dendi, tasarruf dendi geçti ve gitti.

Anlattım diyemediklerimi sana, belki dilim ile olmadı ama gönlüm ile konuştum seninle, duymadın, bağırdım çağırdım duymadın.

Neleri çıkardım hayatım dan bir bilsen, günler, aylar, yıllar, bir ben kaldım amma bende gidiciyim, şimdi sen bir başka vapura bindin ben kaldım.

Yine Ney'in derinlere götüren sedası, sükût ya gönül.

Senin güzelliğine âşık olsam gün gelecek son bulacak ama ben yüreğine aşıksam toprak olsa yine de son bulmayacak. Yüreğinle gel bana.

Pazarları hiç sevmez oldum, sanki hüzün çukuru benim için.

Masumdu sevgimiz, cani gönüllerdi yakıp yıkan

Yine bir gitmek var aklımda, öyle bir gitmek ki,
Geri dönüşsüz, uçsuz bucaksız evrenlere.

Çok şey yaşadık sansak da bomboş ilerliyoruz ve hiçbir şey yokmuş gibi kalıyoruz.

Ufukta güneşin son kızıllığı, gecenin katrana bürünmüş karanlığı ardında beliriyor. Saatler, şaşmaksızın ilerliyor, gün bitiyor.

Boş versene hayat, yalan dünya işte.
Şiir, söylemekten çekinilenleri kaleme dökmek gibi bir şey sanki Bazense geriye kalan son hatıraların kaydedilişi

Ve bir günü uğurluyoruz geceler de bir günü karşılıyoruz, o zaman hayırlı geceler.

Geceler her zamanki gibi simsiyah ama ay gecenin feneri, gel dolaşalım seninle o fenerin altında boylu boyunca uzanan sokakları.

Saftık sevgilermizde, bolca güvenimizi verdik sevgimize
Günden güne kayboluyordu
Güneş batıyor, gece karanlığı ile geliyor
Sevgi bitiyordu


Düşünelim birbirimizi hiç ses etmeden
Özleyelim , hasret çekelim
Sevelim birbirimizi özümüz olalım
İki iken bir olalım seninle


Günler geçiyor , dökülüyor yapraklar bir bir ve kara kış kapıda

Yarınlar olacak , biz hep bugünlerde kalacağız ve dünleri yad edeceğiz
Yarınlar olacak , biz o gün öleceğiz.


Neden susuyorsun , konuşuyormuş gibi yapma
Sevmem kuru gürültüyü
Konuşacaksın , tek kelimen bir ömre bedel olacak
Konuşuyormuş gibi yapma.


El ele verelim seninle , alıp başımızı gidelim deniz kenarına
Oturalım sonra baş ucuna sessizce susalım
Dinleyelim denizin dalga sesini.


Günler , diken üzerinde yürümekle , fırtınaların içinde sürüklenmek le geçti ve sonunda hırçın dalgaların vurduğu bir liman gibi kaldık öylece.


Geceler oldu , ay , ay yine görünmüyordu odamı küsmüştü hayata.


Yaşanmamış ne varsa yaşayalım seninle , mesela atlı karıncaya binelim yahut pamuk şekeri yiyelim .

Ah şu geceler , düşündürüyor derinden.

Suretler , yüreği unutturdu , nefsi şaşırttı , nefis ile hayanın kapısını açtı.

Sevmek denince susuyorum , susmak belki biraz yüreğimin galeyana gelmesine engel oluyor.


Hey gidi hey,kavanoz dipli dünya,müdavim mi sanırsın kendini gönlümüzde,Zahir,öyle amma velakin bir kuşuz ve göç zamanı yakındır hakikat.


Sen düşünürsün,için içini yer,duramazsın yerinde,nefes alışın zorlanır,hayat bir zindandır artık ama bir sen böylesindir,acısıda budur işte.


Kapandı kapılar , bir harabenin üzerine zincirler vuruldu , sondu bu belkide .


Derdi kederi bırakayım dedim geriye hiç bir şey kalmamış .



Kurumuştu yapraklar,çıplaktı ağaçlar,salmıştı yapraklarını yalız yalız parlayan yapraklar yerine kuru suyunu çekmiş dalları ile kalmışlardı.


Bir günü daha uğurladık ve yeni bir günün gecesini bitirmek için ise kolları sıvadık.

Adı mavi idi , soyadı huzur.


Denizin mavisi ve göğün berraklığı gibi olsa keşke şu hayat


Emek en önemli zamandır , emek kayboldu mu zamanda kaybolur


Bir kibrit yakıp atsam tüm yazılanların üzerine , olur mu telafisi yaşananların.

"Güzel günler göreceğiz"diyordu Nazım Hikmet, inandık ve bekliyoruz görecekmiyiz büyüdük, yaşlanıyoruz...

Denizin dalgası vurur yüreğime , liğme liğme doğranmış da dağıtır beni bir sağa bir sola


Sadece sus , sus ki gönüller muhabbetine başlasın


Gel desem gelirmisin bir ömür benimle


Ben yazarım , ben okurum bırak sen sadece ilhamım olarak kal geride


Beklemek , gelir mi gelmez mi hiç düşünmeden


Belli etmelisin sevdiğini , belki bir adım , belki bir tebessüm , belkide küçük manidar bir söz ile


Güzel günler göreceğiz , zeki mürenide görecekmiyiz .


Gökyüzümde sen varsın bu aralar ,penceremden bir sen gözükür oldun birde huzur ile yağan yağmuru.


Sevda rüzgarı birde sabah yeli gibi es ısıt şu zemheri yüreğimi


Gelende vardır şu hayatta gidende
Önemli olan gelen ile olmak
Ve gitmek sadece birlikte





Hayatın tüm kasveti bir gülümseme sadece bir iyi gülümseme ile bitip baharlar açar ,
O gülümsemeyi gönülde yaşamak ve yaşatmak ise işte en sadesidir mutluluğun.




Geçmişin kara bir leke gibi peşinden gelir ve her adımına engel olur.

İster sus,ister konuş
İster gül,ister ağla
İster bu hayatı geçiçi heveslerle
İstersen de sonunu bilerek yaşa
İstemesen de son gelecek unutma


Bir şeyler eksilmekte şu hayatta
Mesela insanlık eksilmekte
Dostluk azalmakta
Kardeşlik bitmekte


Vefakarlık , o ne güzel bir mertebedir
Hani önemsemediğimiz o canlar var ya
Köpekler , kediler , kuşlar
Biz insanlardan daha da vefakarlar


Zordu şu hayatın falanları filanları , şimdi gözler uykuya dalsa da yarın devam edecekti gelecek akşamına değin.



Gün ağarır , akşam kararır ama yüzler hep aydınlıktır , allah karartmasın yüzlerimizi.


Solan bir gülün ancak hatırası kalır geriye oda bir sayfa arasında kalır anılarla.


Uyandığımda hiçbirşey olmamış gibi devam edebilsem hayatıma


Bir boşluğa düştüm , inancıma yenik düştüm , sözler ah o sözler inanmaya bile takatim kalmadı.


Gitme dedim yinede gittin , gitmeyeceğim dedin yinede gittin .



Ne kadar kolay vazgeçmek , yarı yolda bırakmak , Ne kadar kolay bir heves aşkına sevdanın kanadını kırmak


Gönlün anahtarı sevgidir , Sevginle geçersin her bir kapıdan ,


Duvarlar dikenli tellerle sarılı , parmaklarım hissetmiyordu ben ise o duvarı aşmayı düşünüyordum sadece ,


Güneş her gün doğuyor , geceleri ise yıldızlar bir bir diziliyor ve sen her geçen gün yaşlanıyorsun.


Kanayan parmağı iyileştirmek mümkünken kesmek canilik ve ihanettir. Kesilen parmağı tekrar diksen de yerine artık hükümsüz bir uzuvdur.


Cahilim , kötülükte cahilim bilmem , ama bundan mı dır her bir kaybedişlerim.


Gönül gönülden anlamadıktan sonra ister şair ol istersen mecnun.


Edep , edep için mücadelede yıldırmasın yaradan bizleri.


Bencil bir insan topluluğu muyuz biz , umursamaz ve vijdan ı yoksun olan.


Zaman , napıcaz seninle böyle bilemiyorum.


Fırtınalar ne kadar şiddetli olursa olsun , tutunduğum dalım kırılmadıkça yıldıramaz yürüdüğüm yoldan ..


Umursamak bazen derin yıkıntılara neden olabilir..


Cân a tutulur san perişan , cân ı verene tutulursan en mesut sen olursun.


Lisanım da topu topu üç kelime ,hayatın dün bugün ve yarını gibi Oysa üç kelimeye dünyayı sığdırırken dünler beyhude yarınlara beyhude.


Kendini ye bitir sen , kimin için harap ediyorsun kendini , Sen , değerini bol kepçe ile dağıtan kimde ararsın suçu.

Günler geçiyor , paslanmaya yüz tutmuş gitarımın telleri gibi bende çöküyorum artık.

Dün küçük bir sabu iken bugün genç bir adam ve ileride yaşlı bir ihtiyar sonucunda toprak olur yuvam.

Zaman , en değerlimiz geçip gidiyorsun sende Tut elimizden , bizde gidelim seninle


Sol tarafımda apansız bir ağrı Düşündürür derinden beni Hep bir geri adımdır sebebi Barındırmaz oldu artık beni


Hiç bir şeyim yok iken , seninle doldurdum hayatımı , her köşemde sen vardın


Ne demiştim sana , gelişin gönül bahçemin baharı olmuştu,


Gidenler için vuslat türküleri Kalanlar için bitmeyen hasret Türküleri söylenirdi Yürekten , içli içli


Bir bir kanat çırpıp gitti gurbet kuşları Yan yana , arka arkaya bir sıra halinde

Ben haykırdım , haykırdım amma Dilimden tek sada çıkmadı Perçinlenmiş de lal olmuş sanki


Gece çöküyordu,katran gibi karanlığı ve zemheri soğuğunu da getiriyordu yanında şimdiden hissediyordum iliklerimde sessizlik ,hiç yaşamamıştım seni


Hissetmek ; başlı başına bir dünya , gel görkü bu yeti kayıp aranıyor...



Eskiler diyorum , ne kadar da güzelmiş
Yad etmek bu olsa gerek,
En üzüntülü anında , mutlu anları hatırlayabilmek
Eskilerinle gönlünü avutabilmek



Gecelerimde sen,
Gündüzlerim de sen,
Hayalimde,
Baktığım her yerde sen.
Burnumda hissettiğim koku sen
Bir de yanımda olsan sen.
Hayatın hangi köşesinden bakarsan bak , bitecek olan hayatın üzüntüsü sadece beyhude geçen zamanların için olmadıktan sonra içi boş bir kapsın.
Anı yaşayabilmek iki insanın birbirine kendini bırakmasıdır ki bırakmak da sonsuz güven ve istikrar dır ve yanında iki kişinin huzurudur ,
Her bir kelimesinin ikisindede onaylamasıdır .
Tamamlaşmadır anı yaşamak .....



Cân dedim , cân eyledim seni ,
Cânımm dedim , haykırdım seni,
Nefes oldun , hayat eyledim seni,
Hayatım dedim , haykırdım seni..



Hayat elbet bitecek lakin bazen bitsede kurtulsak diyor insan ...



Dert faslı arkadaş gel otur masamıza,
Efkarımız bugün yükseklerde dolanır ,
Şişe ise diplerde , belliki oda bitiyor,
Hayatın bitişine oda yüz tutmuş.



Yine soğudu kahvem ,dert eyledim bu gece içemedim.
Öyle acıydıki oysa , yinede tatlı geldi dilime
içemedim.



Nitekim öyle amma velakin birşeyi elde etmek için verilmesi gereken çabayı , onu kaybettiğinde anlarsın yada kaybettiğin in yerine bir başka şeyi koyduğunda ve kaybedilenin senin için olan değerinin onda olmadığını hissettiğinde anlarsın, kaybettiğine vermen gereken değeri.



Derdini anlatma insan oğluna , git dağa taşa dök , denizin dalgasına dök , karşında sana minnettar gibi duran oysa senin onlara minnettar olduğun canlara dök, anlamasada dinler , konuşup derdine deva olamasada anlar tebessüm ile ortak olur sana.



Hep bir dert içindeyiz oysa bizimkisi bir dertmi , dünya gözüyle neleri görüyoruz , oğlu şehit annelerimizi , bedensel engelli kardeşlerimizi , darmadağın olan ailelerimizi ,

Dertmi bizimki he sorarım sizlere.




Gönüldür bazen yanar dağ gibi yanar bazen ise katı bir buz parçasıdır ,
ama gönüldür ki asla sevgisini kaybetmez ..
Kalptir sevginin tohumu , işte orası soğur isede sevgi bir kenara insanlığın ölmüştür ....



Damağın kurur bazen bir kalemin anlar o an halinden birde gözünden akan yaşın düştüğü sayfalar..


Sükutun en dibindeydi gönlüm
Dil lâl olmuş ,gönül lâl olmuş
Sağırdı kulağım , dünya pencerem ise âmâ
Günün şavkı gibi son buluyordu yetilerim.



Hayat pencereleri ile dolu bir ev , baktığım her bir pencere , girdiğimiz her bir kapı bizim hayrımıza olur inşaallah ..


Yalnızlık iyidir , bir yanının boş olması ile gönlünün boş olması arasındaki o çizgide yanının boş olması mühim değil gönlünün boşluğu işte insanı yer bitirir.


Kara bir sayfa açtım , kendimi de karaya buladım
Ak sayfalar eyvallah



Hayırlısı diye çıkılan yolda ah çekilmez.


Bazen sükut ele alır gönlümüzü
Tamda zamanıdır tevekkülün
Unuttuklarımızı hatırlamanın vakti
Ahvalimizin muhasebesidir o vakit


Yine geceler çöktü üzerime, hep te çökecekler
Gündüzler ağardığında dünya kasveti başlayacak
Ah hayat , kızgın bir tava gibisin
Eriyorum her geçen gün içinde


Dışarıdan bakıldığında sapasağlam olabilirsin,
Bırak dıştan bakanlarda öyle görsün seni
Kim bilebilirki içindeki ağlayanı
Kim bilebilirki idamlının dilindeki o son kalan cümleyi.


Sonunu düşünmeden çıktığın yolda bile umutsuzluğun değil tek bir doğru kararında faydası olacağını unutma.


İsmini her duyuşumda içime sığmayan kalp atışlarım var benim. Korkarım bu Sevda'nın vuslatından , vuslata ermek bir Bitiş sevdaya dair.


Herşey bir kenara da senin gözlerine doyamıyorum ey yar (solyanım)


Hak hukuk peşindeyiz ama kendimize öğrenmedikçe hakkı hukuku ,boşa kürek çeker avuturuz kendimizi.


Adil olmayan hayatın meskeninde yelpaze gibi sallanıyoruz , müdavim tutmuşuz el ocaklarını.
Bir kaşık aşa talimiz oyna o aşı kaynatan da olmak varken hayatımızda.



Saygı olmadıktan sonra gerisi teferruattır hayatta.
Bırak onca yazılı şiirleri ' uygulayamadıktan sonra hayatına doğruları , yazan kalemin bile yalancı kalır.




Sükutun en dibindeydi gönlüm
Dil lal olmuş ,gönül lâl olmuş
Sağırdı kulağım , dünya pencerem ise âmâ
Günün şavkı gibi son buluyordu yetilerim

Soluksuz geçen geceler benimkisi, vurgun , virane bir hasrettir meskeninde.
Gömülü kalan onca sözler boğazımda düğümlenirken , söylecek tek bir kelam ın olmaması..


Edep bir yuva ve o yuvayı ise örflerin adetlerin neşelendirir..

Edep hafifledikçe yuvada çöküşe gider ,örflerin unutuldukça tadın da azalır , ilk bahar iken , kışa vurur kurutur ve her kuruyan bir daha yeşermez..


Gönül bir yaprak gibidir yazı da yaşar kışıda ama zamanında ,


Güzellikleri görmek için gönlünün gözlerini açman gerek dünya gözü sadece ihtişamı görür ve heves kabartır..


İçimde yine bir hüzzam makamında sadalar lisana geldi ,
Gurbet dedim kesmedi , son dedim kesmedi , dip dedim oda kesmedi.
Yaktı yıktı geçti , sonra yine son geldi akla .


Gecesi gündüze aşık , yazı kışa . Bir döngüdür hayat küçücük bir sabu iken elif gibi toprağa uğurlanansın ey mahlukat.


Kendi şahsını düşünen insan , insanlar da birlik beraberlik gözlenmesi saçmalıktır.
Tabi şuan ki devri çıkarcılık sayar isek , bu pekde anormal değildir.


Hayat meşgalesi deriz sararız bir oyan bir bu yana ,
Yanlış mı doğrumu birbirine karışmış onca şey varken hayatmız da,
Bir meçhul biçare misali dolanır dururuz ..


Yade'ler yüreğimizde mesken iken daimi iken ,
Kirletmeyelim hep iyi hatırlamak için ,
Saf bir hayat için saf ve düz bir yol seçelim.


Hayat kendini altın tepside sunuyor önümüze ,
Şaşaalı ve öyle muaazzamki göz alıyor yüreği çoşturuyor,
Lakin birde dibi var o tepsinin sonucunda gelen asıl ikram ,
İşte kimse bakmıyor acının tatlı ,tatlının acı son getirdiğine..


Güven kırıldımı bir kez iflahı olmaz , dağları koysan önüne tekrar geri onarılmaz vesselam.


Tanıdım sanma , her gün ayrı bir yönünü öğrenirsin ..
Suret bu aynı görünür ama siret , derun , bir başkadır her gün .
Aldanırsın bir an aldanma girdimi gönüle ya dağıtır çıkar yada soğutur çıkar ...


İhtişamın gözümde beş para etmez bilesin ,
Bilesin ben gönülden bakar gönülle konuşurum.
Sanma kendini tek , etrafın da senden benden binlercesi,
Lakin gönülle bakıp konuşanıda sayılasıdır .



Kovulduğun kapıya geri gelmek gibi bizimkisi , kabul buyurur gibi yapsa da ağırlarmı ilk günki seni ey Gafil..


Gün geldikçe bir bir kaybedicez ,geri dönüşü olmayan kaybediş ,kaybedilişlerinin seyircisi olacağız,o gün işte geçin zamanı bile kalmayacak.


Aynıyız , tekerrür ettikçe hayalar nafile ,nafile beyhude yaşadıkça ,nafile olmazları hayasız ca istedikçe,nafile hakkı haksız ca istemekle.


Suretler ne kadar da önemli hayatımızda , oysa sireti önem kılınırken eskilerde..
Dışarıdan bakmayı öğrendik yüreği unuttuk be kardeş.


Hep bir haykırış var,sadalarımız durmaz inler yüreğimizde , inlerde neye yarar bir kere iki kere üç kere kafamızı taşlara sürtsek ne aynıyız
lisanım el vermez micacına laf etmeme gönlüm el vermez seni ellere vermeye o kadar
Farketmeden incittiğimiz ve incindiğimiz yüreklerdeniz , yangın alevinde korlaşmış canlarız.


Hayatlarımız hep bir hikayeden ibaret olmadımı,küçük bir mürekkep kalıntısı , buruşmuş kağıtlar , resimler.Hayatlarımız ah o eski günlerden.


Geç kalınan her bir durum , yeni olayların önünde bir duvar senin üzerinde ise zamanlaşan bir yük birikintisidir ..


Yaptığın hataları ve yanlış olan bazen en iyi karşındaki kişiden anlarsın.

Yürek her pare'si bir yaradır , ne derman ne deva ,
Olsaydı gönüle reva kalırmıydı vuslat hasretinin gamıyla.

Takvim yaprakları birbir savruluyor , oysa küçücük bir sayfa onun için ,
Bizim içine koca bir ömür maziye geçiyor ve hergün bir ağaç misali eğiliyor , buğruluyor , kuruyoruz..

Dikenin acısına ardını çevirirken solan gülün güzelliğine kanan yürekler gibiyiz . Oysa diken herzaman belli ederken acısını gül ansızın solar gider ellerinden ..

Pak kalmak güzeldir,saflık ise bir başlangıç .Lakin ister gönül azda olsa şatafat tabi nizam ardı sıra gelen kaide az da şairane..

Zordur , sabrın kamçısı vururken sırtına gözden tek bir yaş damlasının akmaması.

İster bu dünyanın sefasını yaşa istersende cefasını , elde ne kaldıysa o dönecek yanında yer alacak..

Herkes bir gün senden ayrılacak ,kalacaksın yine bir tek sen , tek can ,tek tabanca.

Yüreğim galeyana gelir her aklıma gelişinde,Vurur beni hatıraların ta derinlerimde.

Hissetmek ; başlı başına bir dünya gel görki bu yeti kayıp aranıyor..

Tahammül; gerektiğinde gerektiği kadar olmalı , sonrası tahammülsüzlük ve en kötü son olur.
Hatıralar yığını yıkıldı önüme,
Söndü dediğim yangın alevlendi yine.
Tek bir adım bekliyor gibi hazırda,
Ya yıkılıcak yada vuslata eren bir gönül olacak.

Gönüme ferman olan , derman ol.
Tabib ol ey canan.
Bırak temiz kalsın , bir eyvallahın olsun..

Kendi şahsını düşünen insan , insanlarda birlik gözlenmesi saçmalıktır.
Tabi şuan ki devri çıkarcılık sayar isek bu pekte anormal değildir..

Yade'ler bir mesken gönlümde ,harap düşen bir kulubedir arda kalan.
Döndüm durdum etrafımda semazen'i misali gibi '
Tartı ya hem eğriyi hemde doğruyu koydum .
Tevekkül ettim , sükunet ettim , oturdum bir ücra köşeye ,
Çıkamadım ahvali durumumum içinden.

Dert eyledim seni yüreğimde , bitip tükenmek bilmez oldu ,
Döker yaşlarını dinmez sızısı ,
Gece kararır ,gün ağarır , yanar bağrı ,
Hem gaza oldu hem gazi.

Gurbet gelir bana bu dünya , bir misafirim , tedirgin çekingen , tabi olduğum bir sınav aleminde yaşarım .
Haya'yı unutalı edep düsturunuda kaybettik , Örf adeti unutalı geçmişimize geçmiş ola..

Kor alevler adeta yakar ayaklarımı ,
Tahayyülümde yaşasamda seni.
Adım attırmıyor , engel geliyor yüreğime,
Dilin başka söylüyor gönlün başka,
Engeldir , gelemiyorum sana ..

Uyku , dizginlemiş gözleri ,saat 12 çanı çalıyor ,
Hafiften bir buğulanma , bir karartı , tahayyülün yeşerişi,
Şairane dalışlar , hasretin vuslata geçişi dir uyku..
Buruk içim , hem garip hem öksüz ruhum .
Virane gibiyim , dipsiz çukara düşmüşte,
Serzenişini duyurmaya çalışan küçük bir çocugum..

Tek dal nasıl karşı çıkabilirki fırtına karşısında , nasıl direnebilir kış rüzgarlarına kırılır , bürülür , kurur gider..

Belkide kaybediyoruz benliğimizi , çürük arasında kalan sağlamlarız tabiri caizen..

Hayatın bir yanı bataklık misalidir , bir girdinmi dibine çekene kadar bırakmaz yakanı,
Bir tarafı refahtır , değeri bilenlerden olmak nasip olsun...

Günden güne kaybolurken benlikler ,
tutunmaya çalıştığımız hayatın doğruları ,doğru görünüme alıştırıldıklarımızla yaşar olmuşuz..


İsmini her duyuşumda içime sığmayan kalp atışlarım var benim , korkarım bu Sevda'nın vuslat'ından. Vuslata ermek bir bitiş Sevdaya dair..


Hey gidi sevdalık ürünleri , dilin mavaldan kelamı, Yüreğin , ızdırap edercesine kandırılışı , Gözlerin kor alevler ile yanışı...

Her ne kadar zevki sefa yaşasan yahut elem ve keder , Gün gelecek son bulacak.

Gönül zenginliğini hiç tatmadıysan haklısın sende paranın kölesi ne olduğunu bilmediğin için.

Her ne kadar istediğin hayatı yaşamak istesen verdiğin çaba ve kader denilen yazılanı yaşarsın ..

Bakma öyle mahmur gözlerle bana,
Gecenin katranı yatar benim gözlerimde.
Zemheri gibidir yüreğim devasız dermansız bir yara gibi,
Uzakdır sevdam artık , Lahza zamanın diliminde yaklaşan sana..

Bir insan kendine en çok sevgi yanılgılarında yalan söyler ve kendinden ödün verir..
Tadminlik , belkide en kötü kelimedir , yaşanası bir mücadele olduğu için ..
Yada insanlığın hodgam'lığının ileri düzey olmasından mı kaynaklanıyor..
Bir kapı gibi tetikliyor yeterki bakakalsın , merak salsın ...

Bir hayat serüvenine takılmış bi'haber ilerliyoruz..
Ne ezeli , ne ebedi bir son var bilmeden yaşıyoruz,
Dünya ihtişamlı , aldanmışız , ona olan çabamız,
Lakin imtihan ağır dır , acı sonları vardır.

Yapma diyecek kimse kalmadığında gelecek o akıl,
O gün geç kalınan şarkılar kulağında fısıldanacak ,
Yada haykırışların boy gösterecek lakin geç olacak..

Saatler farksız , çakmağımdan çıkan alevin havada kayboluşu gibi,
Sevgiden yoksun bir yürek , şimdiki zamanın nazaran kaybolan bir hayat.
Akabinde saklı , gün yüzüne çıkmayı bekleyen onca söz , haykırışlar,
Kapının yüzüne çarpılışı ,tekrar ve tekrari pes etmeden çalınışı..

Sayma artık geçen günleri,saatleri,dakikaları,
Bakma ardı sıra , dönmemek üzere çek kapıları,
Sükunetin erdemli liği ile yürü yolunda
Bilirsinki lisanın kelamı çıktımı ağızdan dönüşü yok.

En cahil millet örf ve adetlerini unutup görgüsüzce yaşamaya başlayan olması gerektirki tam da o noktadayız .

Hatıra defterleri ağırdır , an gelir üzerine yıkılır , an gelir cehennemin olur.

İnsanlar kadar bencil başka bir canlı varmıdır bilemedim.


Doğru zamanda yanlışı , yanlış zamanda doğruyu aramak gibi yaşantımız.

Dalında bir kuş öylesine mahmur bir bakış sergilercesine durmakta,
Baka kaldım bir anda ona , daldım bir inziva vakti gelmişde habercisi babında.
Bekliyordu belkide , neyi ,niçin ya da bekleyişmiydi gerçekten..


Dalgalar öyle muazzamki adeta dalga kıranın boyunu aşmaya çalışırcasına,
Sanki öfkesi ona da yerle bir etmek ister..
Hayretli bakışlar etrafında , sevinçle ,komiklikle,gülüşlerle izlemeler, meraklar,
Oysaki ne acılar yatıyordur öfkesinde , ne vurgunlar yemiştirde çoşmuştur yüreği.

Bak bir son daha bir önceki gibi yada daha fazlası,
Belkide bir adım daha yaklaştık ölüm anına vuslata.
Son:adı 3 harf amma velakin bir ömür

Geceler kimine göre bir efkar köşesi , kimine uyku döşeği,

Anlam kılamadığım sebebsiz düşünceler , ha idam sehpasına yatırılmış ha uçurum kenarında ayağına taş bağlanmış , adı idamlı şanı ölüm..

Bir anda bir dağlanma olur ya yüreğinde , en mantıklısını düşünür akıl , keşkeler sıralanır doğrular kalır ardından normal hayata devam..

Sükunetgâh arıyorum , inzivaya çekilmek kendimi bulmak adına.



Ne kadar adilsin hayat , hak yolunda bir yılan misali gibisin ..

Herşey cam kırıkları gibi paramparça , herbirinin görünüşü diğerinin bir benzeri sadece çatlak bir yüz halinde..


Verilmiş kararların pişmanlığı idamlının darağacının ipi boğazında iken belirir.
Vazgeçse bir derttir , vazgeçmesse felcdir.


7 Aralık, 20:51 · Twitter ·
Bazı anlar vardır hani , en kötülerin bile vijdan yaptıkları anlar ,
içlerinin dağlanışı belkide , gözyaşı bilmeyen gözlerin yaşarması ,

Dalga gibi vurmakta hayat , kah yalan , kah sınama , kah kandırmaca , asıl olanı bırakmakta sana.. İnanmak

Uçurum kenarına gelipte atlasammı atlamasammı diye Arkana bakıp durmanın ne Anlamı var, Dur diyecek Biri Olsa İdi orda olmazdınn .

Tek bir söz binlerce söze hitap etmesi gibi senin gözlerin bir ömrü gösteriyor..
ask sizce nedir
paylaştı · 2 saniye önce
Hevesini körükledinmi anlarsın aşkın muntazamlılığını , ihtişamın sıfatsız olduğunu kavrandığında anlarsın bakmanın anlamını..

Var git uzaklara , var git sevda,
Yalandan arın , taş kalbini savuştur.
Vefalı bir sevda olda gel yanıma.

Karşılık beklemeden gel , sadece kendinle.
Sev doluca , özlercesine .
Bekleme karşılığını sevmekten başka..

Hatırlat kendini bana her defasında aksın göz yaşları pınarlarından ,
Dalsın gözler mahmurcasına, mest olmuşcasına ,
Sırra kadem basmış ken , aydınlansın yollar meydana çıksın izler,
Geliyorum peşinden bihaber , bihaber bile yokken sadece kalbimle..
Dide'mde bir yarsın , gönlüm de bir can , Senki yürek acım , senki bitmek bilmeyen hasretim..

Karşımızdaki suretlere birer tabib iken kendimize biçareyiz , ki biz ..

Çamurdan yapılan bir kalenin sonu fırtınanın nihaiyesinde bulutun gözyaşlarıdır..

Lisan'ının şatafatlı kelimeleri ile göstermezsin kendini tek lafız la sükuta erdirmelisin karşındakini.

Hergünü bir öncekinden daha farklı kılmamız gerekirken aynı gam kasvet gider olmuşuz yada olmuşum.

Tat aldığın her ne var sa , çayını yudumlayıp bitmesi gibi bitecektir , verilen selalar gün gelip bizim için tekrarlanacaktır ..
Gün aynı , ay , yıl aynı , insanlarda aynı, Lakin değişenler benlikler , bakışlar , rahatlıkta yatan haya düsturu...


Sanma karşındakini güvenilir daima, Ummadığın en zor anda bakarsın yok yanında. Gelişi kolay olan gidişi ramak olur ,

Bir bakıyorum , baktığım yerde ben, Bir bakıyorum , kaldığım yerde sen. Ve şimdi ne sen den , ne de benden , Kalan , karalanmış bir sayfa ve olan ziyan.

Şairler , akabinde sır perdesi yatar iken sen örnek alma kendisini kurgula ama uygularken düşün ne kadar doğru , Gündelik hayata aldanma olmuşken yanlışlar doğru , doğrular yanlış kanma görünenlere, duyulanlara,bilinenlere ..

Her halimize şükür etmemiz gerekirken yinede isyan kılarız olanlara,
Yüreğimiz ve aklımız en doğrusunu bilsede nefise boyun eğer dünyevi yaşarız,
Ne denir nasıl söylenir , karşıda ki nasıl duyar , hissededer , bilemem,
Hayat bir başlangıçdan ibaret gerisi teferruat olsada insan oğluyuzz..

Sen nasıl birşeysin öyle vazgeçilmenin anlamı , vazgeçmenin adı bile olmayan, Hasretin en muazzam derecede yaşattığın , gammlı bir sevda yolunda kalan.
Kimine göre zorluklar diş kırdırtsada kimine göre olanlar hep bir dua daha fazlası olmadığı için kılınan şükür ler yağar semalara ..
Bir enkazın tekrar yeni bir yapıta dönüşmesi iyi bir mimari gerektirirki uyum içinde uzun yıllar gitsin.
Herşeye razı olan gönül kalsın tek bir kişide yaşasın yıkılsada tek bir enkazda kalsınn.
Beyhude yaşama şu hayatte gayret içinde hazırla kendini, kuru hiçbir şey ilerisinde gösteremez lakin yeşil bir ağaç herbir meyvesinde anar seni...
Zaman geçtikçe ağır basar hayat insanın üzerinde , Geçtikçe günler olması gerektiği gibi gitmedikçe olması gerekenler, Her gün bir önceki günü yaşar yeni güne geçme olanağın kalmaksızın yaşarsın...

Konuşan dilsiz bir halk , konuşan sağır bir millet hangisi iyidir ki , Cehaletmi yoksa çakalların mücahit olduğu duruma gelindiğimi..

Dayanılmaz ne acıdır bu ey yar , yolunda kul olmak ,erdeminin en zirvesinde yer almak ne zordur aşkın ateşinde yanmak , kavrulmak ..
Derinlerden bir uğultu , fırtınalar , gökler gürüldüyor adeta,
Muazzam bir bulut bürünmüş siyaha etrafında çakar şimşekler.
Yerde binbir feryad kopar , çığlıklar semalarda inler amma,
Sükut ortam , sessiz , yüreklerde yaşayarak dışarıya vuran..
Kurtlar sofrası ortalık , tilkiler ise dört döner leşler peşinde , çobanın kurda kanması bir kez dünyada ise kuzular hep kurt önünde..
Herbir karşılaşmanın birde vedası vardır ya hüsran yatar içinde yada hüzzam..

Vuslat aşığın son bulan sevdasıdır.. Vuslat haya örtüsünün ifşa sıdır..

Dertler olmuş gönül yuvası , gözler , kalpler , akıl tek bir objeye müptela ..
Sen neymişsin gönül kandırmacası...

Hani o söylenen ihtişamlı sözler varya hepsi bir terane maval ambarı.
Yüreğinde yoksa gerçeklik kaç yazar ...

Mutluluk aradığın senin gönlünde yatanıdır bir başkasının sana verebileceği bir sıcaklık değil..

Ne ben verebildim bu sevdanın değerini , nede taşıyabildim sırtım da ağır yükünü,
Sakın övünme kendinle , bende ne fazlan ne azın aynı çukurun aynı laham faresi.



Hafiften esen poyraz esintisine karşı yüz verdim,
Şırıl şırıl dalga sesleri kulağımda , taki dünyaya sağir bir kulak idi.
hafiften çiseleyen yağmur , tenime düşen yagmur damlalari
Şuan belkide en temis olan onlar , düştüğü yeride temizleyen onlar..



Her terkedenin arkadasın da ya döner diye hicran çekersek,
Bu hayat belki birgün yüzümüze gülerde diye bir umutla beklersek,
Sırtımızı dosta yasladığımızda her düşüşümüzde bir umut desekte ,
Bu hayatı biz tos pembe gördükçe aynı çizgi nin üzerinde yol alır gideriz.

Oysa o çizgi hiç ilerlemediğini farketmeden , sanarız işte..

Ne güzeldi o günler eskiler , hafif bir ten gözler fora ne dert vardı ne tasa,
İnsan oğlu büyüdükçe ağırlığı artar imiş , sırtındaki yükü ağır basar imiş.

Beni bağişla diyor ve gidiyorsun , bense bu uçurum içinde çırpınırken ,
Sen evet sen , bu günde yanımda olman gereken sen şimdi gidiyorsun..

Eksiklik varsa hayatında yanlışdasın , doğruyu biliyorsun buna eminim biliyorsun.
Yüreğine söz geçirmelisin , hevesine bir duvar örmelisin , gidenlere bağlanmamalısın.
Aradığın ordamı sanıyorsun , seni arşa eriştirecek , ebede götürecek senin daim yanında olacak omu sanıyorsun .
Sen bumusun ..

Hani gitmek istersinde tek bir atamassın , oysa seneleri aşmıs genc bir beden iken yaşlılığa boyun tutmuş iken..

Biteceğini bildiğin halde nedir bu gam ve kederin neyedir dert ettiğin kasvetin,hatırlarsana daha önceki hicranlarını unutulup gittiğini..

Dünyada yaşadığın soyut ve somut ne olursa olsun bitecektir ..

Günden güne haya perdesi yırtılmış iken,edep düsturu ise kalmamış , yaradan göz tesettürümüzün örtüsü nü daim kılsın ..

Hakkı savunuyorsan iğne ucu kadar hata payın olmaması gerekir en ufak bir nokta tüm direncini kıracaktır..

Bilmeden hevesle çıktığın yolda aklınla hitabın seni alı koyar çıkarır yoldan.
İlim irfan haf safhada olsada , edebini bilmedikten sonra boştur .
Kalbini koyamaz isen ortaya , önüne çıkan iyi görünen yahut kötü olaylar,
Arkasında yatan görüntüyü göremezsin , gözündeki perdeyi kaldırmadan .

Eksiklik varsa hayatında yanlışdasın , doğruyu biliyorsun buna eminim biliyorsun.
Yüreğine söz geçirmelisin , hevesine bir duvar örmelisin , gidenlere bağlanmamalısın.
Aradığın ordamı sanıyorsun , seni arşa eriştirecek , ebede götürecek senin daim yanında olacak omu sanıyorsun .
Sen bumusun ..
Hakkı savunuyorsan iğne ucu kadar hata payın olmaması gerekir en ufak bir nokta tüm direncini kıracaktır..
Mutluluğu elinden kaybolanlarla yaşarsan , acı daima yanında bir arkadaş olur sana ..

Yokluğunda anlarsın varlığın değerini , onun yerine bir başka yaptığın seçimde hatırlarsın gidenin geriye gelmeyeceğini.

Dudağındaki o ısıltı , duymasını bilen içindir . Yüzündeki tebessüm , görmesini bilen içindir. İhtişamın baktığında olanı değilde bakışında yatanıdır..

Vedalar tezdir , sessiz olan makbuldur , Vedalar vardır geri dönüşü beklenen özlem içeren , ardında seni uğurlayan onlarca dostn vardır , bekleyen ..

Gözler bağlı , itilircesine uçurum kenarına doğru sürüklenen bir halk.

Ud da çalan o küçük ezgi bazen yaşadığın onca yılı bir film perdesi gibi tahayyülle gözünün önünden geçiriyor..

Bu gidişler nereye böyle ,Sükuneti bozulmamış bir lisan ile.

Hayatla istihza ediyoruz kandırmacasında yaşıyoruz ama asıl alay edenin hayat olduğunun farkinda olamıyoruz..

Senin dışındaki güzelliğin beni bir süre mutlu kılar amma derun'undaki güzellik bir ömür hem mutlu hemde huzurlu kılandır..
Sen aşkı tattığımdın , saklımdın , herkes hata yapar imiş bak hatammışsın ,
şimdi sen başka bir elde mutluyum derken yine firak ve ardına hicran ile kalmışsın.
Ne desek ki baht bu , yaptınmı karşına çıkar..
Zaman sessiz , zaman bir hançer , zaman bilmezlerin celladı , zaman en en iyi dost,zaman gerçeğin göstergesi , zaman biz nasıl yaşarsak onun habercisi..
Bir son var farkındayız ama farkında da değiliz ..
Cevapları bildiğimiz halde soru karşısında yanlışı işaretlemek bu hayat..
Ah şu geceler , düşündürüyor derinden ,
Hep yeni bir adım diyorken ,Ertesi güne aynı eskisi gibi giden.

Güven öyle bir düşmandırki , yanında ummadığın bir canda içinde senin öfken le yanar dağ gibi patlamayı bekleyeni göstermiyor..
Şaşmamak eldemi , devir tüm gençlere birer düşman , dostu bulmak ilm ve ilham eşiğinde..

Hep dedilere takıldık kendimizin dediklerini önemsiz kılarak.

Şimdi kendimizmiyiz gerçekten yada o diyenlerin bir örneğimi.

Yüküm ağır , yarısını sana versem ey can canan kabul buyururmusun.

Gökyüzü çok karanlık , bir ay ışığım bir de yıldızım vardı , bulamıyorum nerdeler , dünya çok kirli ,yaşam ise artık bir balçık , insanlar işte evrim şeytan.

Kolay yaşanır ne varsa an gelir ya sen onu ya o seni bırakır bırakılır kalırsın..

Siyahı beyaz görmek gibiydi , son geldiğinde siyahın siyah olduğunu farkettim.

Bir başkasının örneği olmak yerine başkalarına örnek olalım..

Yarıda kaldı , yolun yarısında.Ne bir ardına baktın nede sada'larıma bir cevap kıldın.Gittin sessiz sedasız , kapının kapatılışı hala gözlerimde belirginleşiyor,Tahayyülüm de kasvet yatar artık benim , ardına kapılarını kapatmış bir kalp kapağı.

Amaçsız o kadar insan varki , yaşıyorum sanan cesetten ibaret kişilikler.

Ne kadar kendini tanıyorsun , değişmedim diyebilecek ne kaldıki geriye.

Gitme ,daha çok erken zaman, Gitme ,terk etme daha yaşanak onca şey kalmışken Gitme ,gittiğin yerde ne kadar aşinasın , nelerle karşılaşırsın, Gitme ,yanlızlık olan boşa geçen dünyeviyet zaman.

Etme ey can , canan.
Etme bu güzelliği feda,
Etme değmezle gönül oyunu,
Etme maval la geçmez bu zaman..

Bir başkası ne kadar yaptığımızın yanlış olduğunu ve doğru sunu gösterse anlamayız , taki o vakte eriştiğimizde kafamıza dank eder.


Bazen küçüçük bir çöp için koca ormanı yakmadıkmı , ardından ise nedman olup kalmadıkmı..


Tek bir gaye var , herşey dünyeviyete bağlanmış gibi ardında bir ordu ..


Birbirine sarılı iki dost canlısı , düşman iken arkadan saydıran keleş misali..


Ah şu geceler, bir vakit dilimi gereksizken can sıkar , değerlendirdiğinde yüz güler .


Mezbuhâne gibiydi ortalık , kimin eli kimin boğazında belli değildi..


Tebessümün çok güzeldi , ihtişama yer vermemiş olaydın.


Heryaptığımızda pişmanlık duyuyoruz ama bir anlık esen yel rüzgarıymış gibi gelip geçiyor .
Hiçbirşey olmamış gibi aynen devam nonstop dıyoruz ardından.


Gelecek seninle olurken geçmişini karalama , nişan olur takılır sana..


Gün gelir kısa çöp uzun çöpten hakkını alır.


Herşey güzel iken bir yol ayrımı , ardından sadakat varken gönülden olur firak , geriye kalan umut ise bir kızgınlığa heba olur gider..


Şerefine kadeh kaldırasım geldi , neyin şerefine olduğunu bilemedim , Yüreğimde veryansın eden aşkın alevi'nin nedensiz cehverlendiğini diyemedim , Bakarken gözlerdeki tebessüm'ü bir daha tekrar edemedim .


Gitmek çok kolay gelir , ama o yola girdiğinde başlar zorluklar , geriye dönmek ise imkansızdır bir derece..
Fark neydi erkek ve kadının gözyaşlarında?


Çektiğim şu lanet yalnızlıkta tek ihtiyaç duyduğum maviydi. Ne kadar sevsem bir okadar bulutlar önüne setti. Kuş olup uçsam şimşekleri yaktı geçti, su olsam girdaplar içine çekti. Sonunda gün gibi bitti, ömür gibi geçti gitti... Sona dair herşey...

Bir kuş uçtu penceremden Öyle güzeldiki Özeldi Sahiceydi Sorarım size gerçek sayabilecek neleriniz var? Gidişide ayrı bir güzeldi Bakakaldım, izledim öylece...


Daha kaç bahar yaşayacağız kimbilir. Daha kaç sene geçecek bu kara kutuda bilinmez. Ama bir daha, asla ve asla geriye dönmez bu gözler. Bir sokak başıydı, derin düşüncelerin çığlıklarıyla sel aldı, puslu bir gecede yangınla kül oldu da gitti...


Sevginin makbulü sabırdı. Sabıra eren mutluluğa varandı. Aşkın makbulü aşikardı. Bir yâre yâr olmaktan başka neydi.

Herkes birini seviyordu, Sen onu, o bir başkasını. Tatmıştı sevgiyi ve ayrılışı. Sonrası kapanmayan yaralardan ibaretti. Sonrası adımların hep geriye gitmesiydi Sonrası bozuk bir saat gibi onda kalmaktı...


Toprağa düşen yağmura, gönüle varan rüzgara, göğü kaplamış buluta günaydın. Sanada günaydın sevgilim.


Ne güzel Gökkuşağıydın sen, izledikçe çoştu yüreğim...

Çarpıntısı bitmiş bir sevda gibi başka bir sevdaya yöneliş. Ve ne zaman sızlansa yürek ilk çarpıntıyı hatırlar beden...



Kaldır kadehleri
Dumanlar göğe çıkıyor
Sis gibi inmeden üzerimize
Sarhoş olalım
Sonrası yok
Öncesi yok
Şimdiyi yaşayalım...




Hep karşımızdakilerin dertlerine bir çare buluruz , bir kendi derdimize derman olamayız..


Kimine göre bir akarsu gibi , kimine göre durgun bir gölet , kimine göre aktığını belli etmeyen durgun su , kimine göre şelale dir gönül..


Basitmişsin dünya hayatı
Dünya o kadar basitki , ardı sıra gelen acılar , derunda yanan hasretler , hicranlar , kaybedilişler 1 gün bir burukluk veriyor ve ardına olmamış gibi devam ettiriyor seni , bazen en zayıf anında hatırlattırsada bir sabah yeli gibi geliyor ve geçip gidiyor..

Dimağ'dır ardı sıra seçimlerle yanlız kalan , derundur sefayı çekip cefayı tüm vücuda yük kılan..Hep bir derun'i ağrımız var , geride bıraktıklarımızdan hicran yarası. Varsın unut onları hayat devam ettikçe taşıyamassın onları..

Bazı anlar vardır hani , en kötülerin bile vijdan yaptıkları anlar , içlerinin dağlanışı belkide , gözyaşı bilmeyen gözlerin yaşarması ,

Can ciyerken ertesi gün kılıç kalkanı kuşanıyorsan adamlıkdan eksi sıfırlardasındır..




Tek kör milletiz belkide..


İlk bahar gelsede kurudur yapraklarım benim , sonbaharı yaşar kış la mücadele ederim , yine o hissedemediğim sadece kulak esintisi olan yazı beklerim ..




Bağlar seni biranda kendine , sorarsın kendine nedir bu ama cevapsız kalırsın ,, tek birşey olmadığındandır belkide..




İradene sahip çıkamıyorsan hayata zaten yenik başlamışsın..





Gönül dür , kor ateş olsa da atlayacak kadar titrek olur bazen , sevdiğine.



Evrimleşen insanlar
Zaman , evrimleştirmeye devam ediyor insanları , tabiki göçte bulunanları. Hala tarihini nereden geldiğini bilenler korumaktalar kendilerini. Geri kalanlar ise , bir ayna , karşısında kendilerini görmeye devam etmekte ..

O gemi Bir gün Gelecekmi


Saat gece yarısıydı , olmaz bir kandırmacanın serüveninde yol almaya başlamıştım.bu arada acı mahmood kahvem önümde içmeye başladım.ilhamım bu gece benimleydı, karşımda bir karede , bense içimde hissedmekteydim.o gemi bir gün gelecekmi sorusu ilişti o an aklıma.gelecekmiydi gerçekten , arkasında bıraktığı virane limana geri dönecekmiydi.nasıl bir umut besliyordu , böyle bir umut besliyormuydu .arkadasında bıraktığını aynı bulmak için, yoksa bir hayalmı bu düşüncelerim , beslemiyor belkide hiç bir umut ve baştan başlamışımdır hatalı sollamayı ben , hiç o gemi geri dönmeyecektir.


Buğulu Camımdaki Sen



Camlar buğulanmıştı , içimdeki ressamlık duygusu sadece cam da belinirdi. Çizdim gözlerim kapalı , geçen dakikalar , saatler , bana uzun gelen belkide yıllar.
Gözlerimi açtığımda , camıma vuran güneş buğusunu alırken , Çizimime aldığım sen kaybolmaya yüz tutuvermişsin , gidişini izlerken, Köstekli saatimin pimini çektim taki camlar buğulana dek, taki sen gelen dek. Sana vadedilen yaşamı ya dostça ya hoyratça yada düşmanca, Verilen süre bitene dek , ya bir kara kutu yada uçsuz bucaksız olan dünya semasındasın. İster iyi ol ister kötü , sınavının kurtarıcısı olmayacaktır yada tekrarı.



Aşk bir dibli kuyu misalindedir, girmek cesaret ister , girdikten sonra ise çıkmak istemezsin bu en güzelidir.Ağır olanı o kuyunun başına yıkılmasıdır,yıkıldığında dışarı çıkmak önemli deyil , önemli olanı birdaha gönlüne bir başkasına yer verememektir.


İsimsizdi hayallerim , düşüncelerim , derin düşlerdeydim, uykusuz gecelerde , yarınsız sabahlardaydım. Durmuş kundura saatime her baktığımda .02.00 görmekteydım ,alışmıstımda..


İstasyon
Yine o istasyondayım,seneler önce giden,dönüş seferli demir yığını olan kara duman lı treni beklemekteyim.
O gün hoşçakal diyemediğim , beklediğim olan sevgilim.
Ben aynı yerimde , çürümeye başlamış bankta oturmuş seni beklemekteyim.
O günki gibi ol isterim, geldiğin günde bana eskisi bak,sıcaklığını elime hissettir.
Bilirim, belkide bir hayal,ama ben tahayyülüme getirmekte,dimağımdan, derunuma acı acı seni hissetmekteyim.
Orada kim var
Orda kim var , sevdiğimmi ,sevenimmi ,terkedenimmi yoksa terkettiğimmi,
Orda tahayyül var,yıkılan gönüller,sema'ya erişen sevgiler.
Ahenk tutmayan karşıtlar,kandırmacalarla kurulu olan dünyalar,
Binbir zorluğa boyun eğip gerçek aşığı yaşayanlar,
Her zorluğa eyyüp a.s gibi davranan , çevresine halil a.s gibi olanlarmı yoksa.

Susupta içimize attıklarımızmı , dışarıya vurduğumuz güçlü tavrımızmı,
Kırdıklarımız , umursamadan yaktığımız , yanan gönüller mi var orada ,
Sonunu gelmiş gibi düşünüp çarmağa gerenlermi var yoksa kendini,
Orada ne var , hayattan başka , ve biteceğini hergün yaşadığımız halde,

Orada bir son dediğimiz , yeni tabiriyle düşünülen gereçek hayat,
Bitmeyecek olan yeni diyar , en önemlisidi "adalet" var orada..

İnansakta, inanmasakta..
Su gibi
"Ömür dediğin dün,bugün ve yarınlar ile geçmekte , aldanma sakın uzun gelen günlerine , seneler saniyeler gibi geçtiğinde belirginleşmekte."


"Yanmak nedir , içten içe bitmek nedir,gayret nedir;yaşadığında anlarsın,duyduğunda değil."
Uygulayabiliyorsan
"Çok bilmişlik önemli değildir,bildiklerini hayatında uygulayabilmen bilmektir.."
Aç Kapılarını
Yüreğinin en güzel ve yeni bir başlangıca hazır olduğu tek an yanlızken mutlu olmasıdır.Düşünmesinde ve kararlı olmasında yarayacak tek yerdir.Sadece kapalı kapılar ardına saklanmaktan vargeçsin bu yeterlidir..
Uyanık tavırın sonuda var
"Ecel geldiğinde saklambaç oynamayımı düşünüyorlar acaba ,şimdiki uyanıklıklarını o zamandamı sergilemeyi planlıyorlar .."
"Hayat diyorum geçiyorum"
Aldırış etmiyorum olanlara , dünya diyorum , gelip geçici hayat diyorum :bu şekilde devam ediyorum yürümeye.Bazen kendim bile çıkıyorum dediklerimden ama cezasını ağır bedellerle ödüyor , neye uğradığıma şaşırıp oturuyorum yerime.Kutuplardaki o buz kütleleri benim yüreğim , yanlız dışarı çıkmayan bir güneşim var benim.Geceler kadar zifiri olsamda bir ay ışığım tabip ettiğim yıldızlarım vardır benim.
Gönül
Birde baktım sular durmuş,topraklar kurumuş,üzerindeki canlılar ise susuz ve kurumuş. Gönül nasıl besler senin kapılarını , nasıl korunması gerektiğini bilmessen , Harabee.
Bak Dedim
Bak dedim , geçti karşıma,dikti gözlerini gözlerime . Kesildi bir anda;dilimden dökülen nağmelerim. Gözler başlamış konuşmaya habersizmişim.
Farkındamıyız
Suyun akışından daha hızlı olan günleri yaşıyoruz , Belkide çoğumuza musluktan damlayan su gibi geliyor, Ama bilmiyorki zamanla o bile,bir göl misali çeviriyor kensini. Seneler geçiyor sorgula yaşını 15, 20, 30, 40 , Hangimiz farkında o kadar sene nasıl geçtiğinden..
Hangi Yoldasın
"Yolunda gitmiyormu hiçbirşey , birde sen yoldamısn , hangi yoldasın??"
Tanıdım deme asla
"Hayat ;tanıdım deme ,sana kaç defa,kaç yüzle ,ansızın hatırlatacak, tekraren tanıtacak.."
Kuru Sıkı Hayaller
"Kuru sıkı hayallerimiz vardı , ateşledinmi boşa ses çıkartan."
Her günki gibi
Hergünki gibi yine akşam oluyor, Hergünki gibi bir gün daha oluyor feda, Akşam olduğunda yumacağız gözlerimizi hayata, Sabah olduğunda açacağız penceremizi yeniden doğmuşcasına..
Umut Işığın Daima Yanında
Hayatın seni nelerle karşılayacağını bilemessin ama hayattaki rolünü sen gidişatınla belirlersin, sonra kaderim kısmetim yok demek senin yürüdüğün yola sebebiyettir.

Elbette bazı olan ve olacakların önüne geçemeyiz,yaradanın taktiridir diyelim ve umutsuzluğada asla misafir olmayalı,,hep bir el vardır daima yanımızda,kalbimizde,iman gücümüzde. Kahırlanmak , dertlenmek nedir buna sebebiyet veren sebebler nelerdir , çevrende milyonlarca her haline şükretmen için sebeb varken bu burukluk nedendir. Uzaklaştır tüm umutsuzlukları , bir ışık olduğu nu hatırla daima, yanımızda herzaman..


Sınırlar

Sınırlar iyidir daima hayatta ama bazen aşman gerekir göze alabilmen gerekir, kaybetmek olsada işin içinde, emin olabiliyorsan yürüyebilmen gerekir o yolda ,,başarıdır,kaybetmek görünen nokta sana.

Hayal Dünyam
Bazen kapatıyorum gözlerimi , duymuyorum dünyadaki o pis sesleri. Hayal dünyasına açtığım kapıdan giriyor ve sadece benim istediklerimi görmekteyim. Görseller, sesler , herşey benim hayal ürünüm burda . İşte orası benim içim,ruhum,kendim,doğrulara yakınlaştığım en iyi an.

Aşkın tanımsızmıdır

Aşk tanımsız bir evren gibidir şu bu diyemessin sonu yoktur , heran değişen teknolojnin bile önündedir.Aşk tek bir çerçevenin içindedir.. Yanlız; o çerçeve sadece bir kalıptır kapıdır .Nasıl bilirsen düşünürsen , o kapı sana onu çıkarır.Kalbi nasıl atıyorsa aşka , gönlün nasıl bir sevda istiyorsa , seni onunla karşılaştırır.
Bilgidir yücelik

Bilgidir insanı yücelten , o bilgiyi doğru yönde doğru şeylerle icraat edendir bilgin.

Düşler

Oturmuş kalmışım , uykuya dalmışım gözlerim açık. Hayallere dalmışım, sen sanmışım tüm karşıma çıkanları. Uyandığım sandığım rüyamda baka kalmışım, O andaKarşımdaki senmişsin.

Düşlerin

ıssız çöllerde bırakılmış gibi olursun o yokken .. susamış gibi hayal , düş görürsün onu,sanki karsındaymış gibi koşarsın , tam kucaklayacakken bir bakarsınki düşün müş olup biten sadece..

Vuslatım

Vuslatı bekliyorum , ebediyyen sürecek misalinde, Deruni yanıyor adete sanki , bu beklentide..Nagehan çıksan karşıma , beklemediğim anda , Vuslat günümüz olsa o gün orda.

Karalama defteri

bazen silmek gerekir, elimde silgim beklerim. kim kaldı silmeye, bitirdiklerimleyim.. yazıp karaladıklarım, aklımın bir köşelerinde. onlar beni çoktan silmişken, cahil aklım hatır etmekle.

Beklemeyi öğren

Hep bir aşk acısı sendromu
var dudaklarda,
Evleneceksin elbet hala
onumu hatırlayacaksın,
Ansızın tanıdığınla bir
hayat sürdürmeyi planlamak,
Sen hangi devirdesin
hoppp uyan uyan sabah olduda..
( -RDN)

Aradaki fark

Herşey isteğin doğrultuda,
ilerlermi sanıyorsun sen ,
yanılıyorsun o zaman.
Herşey güzel olsa , tad
olurmuydu.
Şeker olmasa tuz,
Tuz olmasa şeker,
Arada ne farkı kalırdıki..
(Ugur erden )


Kelimelerim

O an aklıma gelmeyen sözcükler,
sonra geliyor nedense.
Şimdi yüzüne vurmak istiyorum,
sonrada anlasaydı zaten bu noktada,
bulunmazdı diyorum..

Tek bil yaşamayı

Artık yelkenlerimi indiriyorum,senin rüzgarınla değil kendi küreğimi çekerek yol alacağım sensiz ve sessiz.

Belkide

Bir bakarsınki herşey değişmiş olur...

Gel bana cananım

Yüreğim figan, Gözlerimden akan yaşlar ise derya ya dönüşüyor. tahayyul' e getiriyorum o güzel yüzünü, yanıyor o an derunim alev alev. Dimağımdasın, gönlümdesin her dema, biçare gönlüm sende o zaman Gelde bana cananım Safa ' lık olsun bu gönülde.

PaşhA

Aşk Sence ne İki günde tanımak mı Tanıdım deyip onunla olmakmı Günler sonra ayrılmakmı Yeniden bir başkasımı Nereye kadar

Sebebin olmasın

Zarar veriyor bu sigara sana, İçine her çektiğinde. Bir kez daha bağlanıyor, Ömürden birgün daha veriyorsun.

Sinekmi,Kelebekmi

Kelebek papatyayı bulur ,sinekse boku.
Bok sineği bırakmaz , papatya ise kelebeği..
Sen şimdi sinekmisin yoksa kelebekmi .
Şimdi karar zamanı .
Mahkeme hazır gel...

(RdN)

Çapulcu

Çabulcunun anlamını bılmeyenler
sadece görünüşe yada duyduğuna
aldanıpta ismının basına
koyanlar cok akıllısınız...
( --RDN)



Umursamaz tavrın

Nefesin kesilecek ara ara ,
Hatırlayacaksın yaptıklarını,
Anımsayacaksın ardında bıraktıklarını,
Hani varya o umursamaz tavırların,
İşte şimdi onlarla kaldın.

Ne kadar sürdürebilirsinki ,
Gider yollar biter
Kalırsın nefesi kesilmiş
Kalbi duruk buzul salmış halde.
( -RDN)


Eskiye deyil yanımızda iken

Eskiler hep aklımızda kalır değilmi, yada bu dünyada ahireti aleme göçüp gittiklerinde. Bu dünyada değer bilmeyiz ama elimizden kayıp gittiklerinde değerlenirler.

Stop düğmesi yok hayatın

Zamanı durdurmaya çalıştınmı hiç
Önüne durup engel olmak ,
Sonunda çaresiz kalıp baktınmı arkasından.

İşte akıp gidiyor zaman
Ne bir dur dinliyor nede beklemeye yelkeniyor.
Umursuyormu seni sanıyorsun, o kendi yolunda.
Peki ya sen , sen nerdesin.

Hatırlarmısın

Nagehan göz göze gelmiştik hatırlıyormusun. Saat ise öğleden sonraları 2 civarıydı . Aynı koltukta , aynı dolmuşta aramızda ise tek kişi. O an sanki derunim yanar gibi oluvermişti. Tahayyule getiriverdim o an tu olan bir cihanı .

Hodgam deyil Hudabin ol

Asla hodgam gibi davranma, Hudabin ol daima,helak olma bu cihanda, Düşünki ahiret var vü dema'da olacaktır. Gerektiği gibi yaşa devamında Tevekkül kıl daima, İşte o zaman erersin muradına..

Fazlamı olurki , olsun

Bitti dediğinde tekrar başlar , ummadığın anlarda başına karlar yağar, Ansızın ışıkların kapanır karanlıkta kalırsın , umursamadığın saymadığın küçüçük sopaya muhtaç kalırsın :d fazlamı karartık içi Hayat nasıl bakarsan öyledir işte..

Titanic

Titanik gibi dibe vurdu yüreğim,
Yosunlar sardı heryanımı,
Birde üzerime yuvalar yapıldı,
Balıkları, ah balıklar , devasalar.

Başkası deyil sen gel

hepseni düşünür oldum aklımdan çıkısını yada cıkıp bana gelişini bir kıyak yapısını gönül ister ayrılık bitsin hayallerim gerceklessn hep sen ol yanımda baskası gelmesin..

Kıssadan hisse...
Hangi sözümü gün yüzüne çıkarsam ve sana fısıldasam tıkanıp kalıyorum , ya duymuyorsun yada umursuzca kulak verip geçiyorsun .


#şiirsokakta
#şiirheryerde
#şiirkitabı
#şiirgözlüm
#şiirmalikanesi
#şiiroku
#şiir
#söz
#sözyazarı
#resimlisözler
#resimlişiirler
#şiirgibi
#sevdasözleri
#sevdaşiirleri
#özlemsözleri
#özlemşiirleri
#hatıraşiirleri
#aşkşiirleri
#aşksözleri
#uğurerden
#uğurerdenşiirleri
#uğurerdensözleri
#uğurerdenşiirkitabı
#uğurerdenşiirgözlüm
#uğurerdenşiirgözlümkitabı
#şiirgözlüm
#şiirgözlümkitabı
#uğurerdensözyazarı
#hayatadairşiirler
#gençşairler
#maltepeşiirleri
#istanbulşairleri
#maltepeşairi
#kastamonuşairi
#ineboluşairi
#özlemsözleri
#özlemşiirleri
#ayrılıksözleri
#sözler
#topluşiirler
#sevdamesajları
#aşkmesajları

#sevdasözleri
#aşksözleri
#özlemsözleri
#şiir
#söz
#sözlerdiyarı
#şiirheryerde
#şiirgibi
#kader
#hayat
#ineboluşairi
#inebolu
#kastamonuşiirleri
#vatanşiiri
#aşkşiir
#ciniusyayınları
#ciniusyayınlarıuğurerdenşiirleri
#ineboludakişaiirler
#kastamonudakişairler
#uğurerdenkimdir
#şiirgözlümkitabıuğurerden
#uğurerdensözleri
#uğurerden

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder